SAĞLIK
Yayınlanma : 07 Ekim 2025 09:24

Tunceli'de serebral palsi uyarısı: Erken tanı ve çok yönlü tedavi şart

Tunceli'de serebral palsi uyarısı: Erken tanı ve çok yönlü tedavi şart
Tunceli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Eylül Şahin, serebral palsinin ilerleyici bir hastalık olmadığını, erken tanının ve çok yönlü tedavinin yaşam kalitesini artırdığını belirtti.

Tunceli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Eylül Şahin, serebral palsinin sadece tıbbi değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönleriyle de ele alınması gerektiğini vurgulayarak erken tanı ve çok yönlü tedavinin önemine dikkat çekti.

teknik yapı

Serebral Palsi İlerleyici Bir Hastalık Değildir

Dr. Şahin, serebral palsinin ilerleyici bir hastalık olmadığını belirterek, "Serebral palsi ilerleyici bir hastalık değildir, yani beyin hasarı zaman içinde artmaz. Fakat kas ve eklem sisteminde ortaya çıkabilecek ikincil etkiler nedeniyle düzenli takip ve destek tedavileri büyük önem taşır" dedi. Beyin gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkan serebral palsi, çocukların hareket, kas kontrolü ve duruş becerilerini etkileyen kalıcı bir nörolojik durum olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre, serebral palsi ilerleyici bir hastalık olmasa da erken dönemde fark edilip düzenli takip edilmediğinde kas ve eklem sisteminde ikincil sorunlara yol açabiliyor. Tunceli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Eylül Şahin, erken tanının tedavi sürecinde büyük avantaj sağladığını belirterek aileleri dikkatli olmaya çağırdı.

Erken Tanı ve Tedaviye Erişim Kritik Öneme Sahip

Dr. Şahin, serebral palsinin beyin gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkan, kalıcı fakat ilerleyici olmayan bir hareket, kas tonusu ve duruş bozukluğu durumu olduğunu açıkladı. Bu durumun tek bir hastalık olmadığını, doğum öncesi, doğum sırası veya doğumdan sonraki erken dönemde beynin gelişimini etkileyen çeşitli nedenlerin yol açtığı bir klinik tablo olduğunu belirtti. Bu nedenle her bireyde bulguların ve etkilenim düzeyinin farklı olmasının doğal olduğunu söyledi. Genellikle beynin hareketi ve kas kontrolünü sağlayan bölgelerinde meydana gelen hasar sonucunda ortaya çıkan bu durumun, gebelik sürecinde, doğum sırasındaki zorluklar veya doğum sonrası erken dönemde geçirilen enfeksiyonlar, oksijen yetersizliği ya da travmalar gibi nedenlerle oluşabildiğini, ancak bazı durumlarda kesin nedenin tespit edilemeyebildiğini ekledi. Belirtilerin genellikle yaşamın ilk yıllarında fark edildiğini, çocuğun motor gelişiminde gecikme, baş kontrolünü sağlayamama, oturma veya yürümede güçlük, kaslarda aşırı sertlik ya da gevşeklik gibi bulguların durumun erken göstergeleri olabileceğini ifade etti. Tanının, nörolojik değerlendirmeler ve gerekli görüntüleme yöntemleriyle konulduğunu ve erken tanının, tedavi sürecinin planlanmasında büyük avantaj sağladığını vurguladı.

Çok Disiplinli Yaklaşım ve Aile Katılımı Önemli

Erken tanının ve sosyal desteğin yaşam kalitesini artırdığını belirten Dr. Şahin, tedavi sürecinin bireye özel olarak planlanması ve çok disiplinli bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini söyledi. Nöroloji uzmanları, fizik tedavi ve rehabilitasyon ekipleri, ortopedi hekimleri, konuşma terapistleri, ergoterapistler ve psikologların bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu belirtti. Tedavinin temel amacının, bireyin bağımsızlığını artırmak, hareket kabiliyetini geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Erken dönemde başlanan rehabilitasyon uygulamalarının, kas kontrolünü ve koordinasyonu geliştirmede, spastisiteyi azaltmada ve günlük yaşam becerilerini artırmada son derece etkili olduğunu söyledi. Ayrıca ailelerin sürece aktif olarak katılması, hem tedavi başarısını hem de çocuğun sosyal uyumunu olumlu yönde etkilediğini vurguladı. Serebral palsinin yalnızca tıbbi bir durum olmadığını; aynı zamanda psikolojik, sosyal ve eğitimsel yönleriyle de desteklenmesi gereken bir tablo olduğunu belirterek, bu nedenle ailelerin bilgilendirilmesi, doğru yönlendirilmesi ve toplumun bu konuda farkındalık kazanmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Serebral palsinin yaşam boyu süren bir durum olmakla birlikte, doğru tıbbi değerlendirme, sürekli rehabilitasyon desteği ve uygun sosyal çevre şartları sayesinde bireylerin aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürmesinin mümkün olduğunu söyledi. Toplumun bilinçlenmesi ve erken tanıya verilen önemin, hem çocukların hem de ailelerin yaşamında fark oluşturduğunu belirtti. Bebeklik ve çocukluk döneminde olağan dışı hareket, duruş veya gelişim geriliği fark eden ailelerin, zaman kaybetmeden bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiğini tekrar vurguladı.