• satrroıad dörüm
EKONOMİ
Yayınlanma : 06 Temmuz 2026 13:28

Toprağımız tükeniyor: Bir santimetre için bin yıl bekleniyor, peki biz ne yapıyoruz?

Toprağımız tükeniyor: Bir santimetre için bin yıl bekleniyor, peki biz ne yapıyoruz?
Bir santimetre toprağın oluşumu 500-1000 yıl sürüyor. Uzmanlar, tarım arazilerinin hızla kaybedildiğine dikkat çekerek, su ve toprak kaynaklarının korunması için acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.

Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın'dan sarsıcı bir uyarı geldi: "Bir santimetre kalınlığındaki toprağın oluşumu tam 500 ila 1000 yıl sürüyor. Bu nedenle, mevcut tarım topraklarımızı canımız gibi korumak zorundayız."

sempati mobilya

Toprağımız tükeniyor: Bir santimetre için bin yıl bekleniyor, peki biz ne yapıyoruz? 1

TOPRAĞIN KIYMETİ BİLİNMELİ

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) iş birliğiyle düzenlenen Tarım Gündem programına konuk olan Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı ve Antalya Tarım Konseyi İcra Kurulu Üyesi Ebru Kaçın, su, toprak ve iklimin tarımın geleceği üzerindeki etkilerini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Türkiye'nin bitkisel üretimdeki lider kentlerinden Antalya'da, örtü altı üretimin yaklaşık yüzde 70'inin gerçekleştirildiğini belirten Kaçın, bu yoğun üretimin sürdürülebilirliği için su, toprak ve iklimin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. İklim değişikliğinin etkilerini azaltacak bütüncül politikaların hayata geçirilmesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Kaçın, toprağın oluşumunun ne kadar uzun bir süreç olduğunu şu sözlerle özetledi: "Bir santimetre kalınlığındaki toprağın oluşumu 500 ile 1000 yıl arasında değişiyor. Bu nedenle mevcut tarım topraklarımızı korumak zorundayız." Antalya'da son 20 yılda tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 17'sinin kaybedildiğini, Türkiye genelinde ise son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım toprağının üretim dışına çıktığını ifade eden Kaçın, erozyon, plansız kentleşme ve tarım alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasının ciddi tehditler oluşturduğunu belirtti. Tarım topraklarının milli bir anlayışla korunması gerektiğini savunan Kaçın, bilinçsiz kimyasal kullanımının toprak sağlığını olumsuz etkilediğini ve zirai ilaç ile gübre uygulamalarının mutlaka ziraat mühendislerinin önerileri doğrultusunda yapılması gerektiğini hatırlattı.

SU KAYNAKLARI TEHLİKE ALTINDA

COP31 hazırlıkları kapsamında BATEM arazisindeki yaklaşık 300 dekarlık tarım alanının otopark olarak değerlendirilmesi girişimine de değinen Kaçın, tarım topraklarının korunmasının öncelik olması gerektiğini söyledi. Bölgede otopark yerine raylı sistem yatırımlarının artırılmasıyla kalıcı ulaşım çözümleri üretilebileceğini belirten Kaçın, COP31'in Antalya için önemli bir fırsat olduğunu ancak sürecin bilimsel veriler ışığında yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye'deki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 80'inin tarımsal sulamada kullanıldığına dikkat çeken Kaçın, su tasarrufunun artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Vahşi sulamaya karşı olduklarını belirten Kaçın, suyun üretim alanına ulaştıktan sonra mutlaka damlama veya yağmurlama gibi modern sulama yöntemleriyle kullanılmasının gerektiğini söyledi. Antalya Ticaret Borsası'nın 2026 yılı temasını 'Su' olarak belirlemesini de önemli bulan Kaçın, bu çalışmaların su yönetimi konusunda farkındalık oluşturacağını kaydetti. Kuraklık ve çölleşmenin Türkiye'nin önündeki en önemli sorunlardan biri olduğuna işaret eden Kaçın, bu yıl yağışların yeterli olmasının gelecek yıllarda da aynı tablonun yaşanacağı anlamına gelmediğini söyledi. Su kaynaklarına göre üretim planlaması yapılmasının zorunlu olduğunu belirten Kaçın, kuraklığa dayanıklı çeşitlerin yaygınlaştırılması, ürün deseninin bölgenin su potansiyeline göre belirlenmesi ve tarımsal teknolojilerin yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Tropikal meyve üretiminin yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Kaçın, Aksu, Kaş ve Fethiye'de deniz suyunun yer altı sularına karışmasının üretimi olumsuz etkilediğini söyledi. Kontrolsüz ve ruhsatsız açılan kuyuların yer altı su seviyelerini hızla düşürdüğünü belirten Kaçın, su kaynaklarının etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini vurguladı. Kaçın, "Toprağı da suyu da doğru kullanmak zorundayız. Gelecek nesillere üretmeye devam edebilecekleri bir doğa bırakmak hepimizin sorumluluğudur" diyerek sözlerini tamamladı.