• satrıda dörüm bayram
EKONOMİ
Yayınlanma : 06 Haziran 2026 21:48

Sanayi, kaynak krizine karşı 'döngüsel ekonomi' modeline mecbur kalıyor

Sanayi, kaynak krizine karşı 'döngüsel ekonomi' modeline mecbur kalıyor
İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, küresel kaynak krizine dikkat çekerek, sanayinin döngüsel ekonomi modeline geçişinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Atığın yeni hammadde olacağını vurgulayan Bahçıvan, sürdürülebilirliğin rekabet gücünü belirlediğ

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, küresel kaynakların tükenme noktasına geldiğine dikkat çekerek, sanayinin hayatta kalabilmesi için artık yeni bir üretim modeline geçiş yapmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Bahçıvan'a göre, gezegenimizin yıllık 100 milyar tonun üzerindeki devasa kaynak tüketimine karşılık, bu kaynakların sadece küçük bir kısmının tekrar ekonomiye kazandırılması, acil ve köklü bir dönüşümü zorunlu kılıyor.

sempati mobilya

YENİ ÜRETİM ANLAYIŞI: ATIK YARININ HAM MADDESİ

Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen 'Sıfır Atık Forumu 2026' kapsamında 'Sıfır Atık Perspektifiyle Sürdürülebilir Büyüme: Sanayinin Döngüsel Ekonomiye Geçişi' başlıklı panelde konuşan Bahçıvan, sıfır atık prensibinin artık bir çevre meselesi olmaktan öte, bir kalkınma, üretim ve refah modeli olduğunu belirtti. Bu modelde, kaynakların tükenen varlıklar olarak değil, korunması gereken kıymetli sermaye olarak görüldüğünü ifade eden Bahçıvan, "Bir fabrikanın atığı başka bir fabrikanın ham maddesi olabilir. Bugünün atığı yarının kaynağı olabilir. Doğanın milyonlarca yıldır yaptığı şey de tam olarak budur." şeklinde konuştu. Bu vizyonun, Türkiye'nin köklü medeniyet birikimini çağın teknolojileriyle harmanlama iddiası taşıdığını da ekledi.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ARTIK REKABET GÜCÜNÜ BELİRLİYOR

Bahçıvan, küresel ölçekte her yıl 100 milyar tonun üzerinde kaynak tüketildiğini ancak bu kaynakların yalnızca küçük bir bölümünün geri dönüştürülebildiğini yineleyerek, nüfus artışı, kentleşme ve artan talep baskısının yeni bir üretim anlayışını dayattığını dile getirdi. Artık meselelerinin sadece daha fazla üretmek değil, daha az kaynakla, mümkünse sıfır atıkla, daha fazla değer yaratmak olduğunu vurgulayan Bahçıvan, sürdürülebilirliğin artık sadece iyi niyetli bir tercih olmadığını, yönetim kurullarının gündemine girdiğini, yatırım kararlarının merkezine yerleştiğini ve hatta ihracat stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Yapay zeka, dijital ikizler, yeni nesil malzemeler gibi teknolojilerin kaynak kullanımını iyileştirme potansiyeli taşıdığını ve insanlık tarihinde ilk kez ekonomik büyümeyi kaynak tüketiminden ayırabilecek araçlara sahip olunduğunu söyleyerek geleceğe dair umutlu olduğunu ifade etti. Bu dönüşümün kamu, özel sektör, akademi ve finans dünyasının ortak vizyonuyla mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.