• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 10 Eylül 2026 01:21

Ormanda şeytan çiçeği adı verilen yeni tür bulundu

Ormanda şeytan çiçeği adı verilen yeni tür bulundu
Tayland'da keşfedilen, yaprağı ve klorofili olmayan yeni bir bitki türü olan "şeytan çiçeği", yer altındaki mantarlarla besleniyor ve genetik analizlerle tür olduğu doğrulandı. Sınırlı yaşam alanı nedeniyle kritik tehlike altında.

Bilim insanları, orman tabanında yaşayan ve fotosentez yapmayan, yaprakları bulunmayan yeni bir bitki türü keşfetti. "Şeytan çiçeği" olarak adlandırılan bu bitki, yaşamını topraktaki mantarlarla kurduğu simbiyotik ilişki sayesinde sürdürüyor.

Ormanda şeytan çiçeği adı verilen yeni tür bulundu 1

Sıra dışı yaşam döngüsü

Araştırmacılar, yaklaşık 950-970 metre yükseklikte, bambuların bulunduğu gölgeli bir dağ ormanında tespit ettikleri bitkinin, dış görünüşünün yanı sıra beslenme biçimiyle de dikkat çektiğini belirtiyor. Klorofil taşımadığı için güneş ışığı yerine yer altındaki mantar ağlarından karbon ve diğer besinleri alan bitki, bu sayede ormanın karanlık tabanında büyüyebiliyor. Toprak yüzeyine çıkan çiçekleri siyaha yakın renkte olup, dış kısımları kırmızı-turuncu tonlarındadır. Tepesindeki üç ince çıkıntı ise bitkiye "boynuzlu" bir görünüm veriyor.

Genetik analizler türü doğruladı

Bitkinin gerçekten yeni bir tür olup olmadığını anlamak için yapılan detaylı incelemeler ve DNA analizleri olumlu sonuçlandı. Üç nükleer ve iki mitokondriyal genetik belirteç kullanılarak yapılan analizler, bitkinin Thismia cinsi içinde daha önce tanımlanmamış ayrı bir tür olduğunu kesinleştirdi. Bitkinin büyük kısmı gözlerden uzak kalırken, çiçekleri kısa süreliğine yüzeye çıkıyor.

Kritik tehlike altında sınıflandırıldı

Keşfedilen "şeytan çiçeği"nin en endişe verici yönlerinden biri, son derece sınırlı bir alanda bulunması. Şu ana kadar yalnızca tek bir popülasyon tespit edildi ve birey sayısı 50'nin altında kaldı. Bilinen popülasyonun kapladığı alanın 0,05 kilometrekareden, yani yaklaşık 5 hektardan küçük olduğu belirtiliyor. Milli park içinde yer almasına rağmen ziyaretçilerin sık kullandığı bir bölgede bulunması, yaşam alanı üzerindeki baskıyı artırıyor. Bu nedenle araştırmacılar, türü ön değerlendirmede "kritik tehlike altında" kategorisine yerleştirdi.