Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), küresel iş gücü piyasalarına dair yayımladığı son raporunda dikkat çekici uyarılarda bulundu. Rapora göre, OECD ülkelerinde istihdam oranları tarihi zirvelere ulaşmış olsa da, işsizlikteki hafif artış ve yapısal iş gücü açıkları gibi göstergeler, piyasada belirginleşen bir zayıflama eğilimine işaret ediyor.
REKOR İSTİHDAMA RAĞMEN GELEN UYARILAR
OECD'nin "Meslek ve Gelirlerde Bölgesel Eşitsizlikler" temalı İş Gücü Piyasası Görünümü Raporu, 2024'ün ilk çeyreğinde istihdam oranlarının %72,1'e ulaşarak rekor kırdığını ortaya koyuyor. Ancak bu olumlu tablonun ardında, işsizlik oranındaki %5,5'ten %5,8'e yükseliş, istihdam eğilimlerinin yatay seyretmesi ve devam eden yapısal iş gücü açıkları gibi endişe verici sinyaller yer alıyor. Özellikle genç işsizlik oranlarının bazı ülkelerde genel nüfusa göre daha yüksek seviyelerde seyretmesi, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.
ÜCRETLERDE TOPARLANMA YAVAŞLIYOR, EŞİTSİZLİKLER DERİNLEŞİYOR
Raporda vurgulanan bir diğer önemli nokta ise reel ücretlerdeki toparlanmanın yavaşlaması. OECD ülkelerinin üçte birinde reel ücretler, 2022'deki enflasyon sıçramasından önceki seviyelerin dahi gerisinde kalmış durumda. Jeopolitik belirsizlikler, yüksek tarife oranları ve enerji maliyetlerinin enflasyonu körükleyerek ücretlerdeki iyileşmeyi daha da sekteye uğratması bekleniyor. Öte yandan, bölgeler arasındaki istihdam ve gelir eşitsizlikleri de giderek derinleşiyor. OECD ülkelerinin yarısından fazlasında küçük bölgeler arasındaki istihdam oranı farkı 20 puanı aşabiliyor. Düşük istihdamlı bölgelerden yüksek istihdamlı bölgelere iş gücü hareketliliğinin sınırlı olması ve taşınanların çoğunlukla iş bulma ihtimali yüksek kişiler olması, bölgesel eşitsizliklerin azaltılmasını zorlaştırıyor. Başkent bölgelerinin sunduğu daha iyi ekonomik fırsatlar, geride kalan bölgelerde yaşayanların daha düşük gelir ve sınırlı yükselme imkanlarıyla karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Bu durum, yaşam standartlarındaki eşitsizlikleri de besliyor. Rapor, beceri ve eğitim yatırımlarının önemini vurgularken, bu yatırımların karşılığının meslek ve çalışma uygulamalarına göre değişkenlik gösterdiğini belirtiyor. Sayısal beceriler ve örgün eğitimin istihdam ve ücretler üzerindeki belirleyiciliğinin devam ettiği ancak son on yılda etkisinin zayıfladığı da bulgular arasında yer alıyor.








