Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası adımları, uluslararası finans çevrelerinin de gündeminde yer almaya devam ediyor. Bankacılık devlerinden gelen son raporlar, TCMB'nin faiz patikasındaki olası seyri hakkında farklı öngörüler sunuyor.
BofA Securities'ten faiz indirimi beklentisi
BofA Securities tarafından 25 Ağustos'ta yayımlanan bir analizde, fonlama maliyetlerinin %37 seviyesinde normalleştiği göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye Merkez Bankası'nın faizleri daha fazla düşürmesi için sınırlı bir alan olduğu belirtildi. Raporda, 10 Eylül'deki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında bir faiz indirimi öngörülmediği, ancak Ekim ayında 100 baz puanlık bir indirimle yıl sonu politika faizinin %36'ya çekilebileceği tahmin ediliyor. Bu beklentinin ardında, yüksek enflasyon beklentileri ve devam eden küresel ile jeopolitik belirsizliklerin etkili olduğu ifade edildi. Ekonomistler, fonlama maliyetlerinin beklenenden erken normalleştiğini vurgulayarak, bu adımın Eylül ayına kadar ertelenmesinin, Merkez Bankası'nın ağustos ayı enflasyon verilerini daha detaylı incelemesine ve politika öngörülebilirliğini artırmasına olanak tanıyacağını değerlendirdi.
HSBC'den farklı bir faiz senaryosu
Diğer yandan, HSBC ekonomistleri daha farklı bir tablo çiziyor. Stratejistler Shubham Sharma ve Tolga Ediz'in 24 Ağustos tarihli notuna göre, HSBC, TCMB'nin Eylül ayında parasal gevşemeye yeniden başlayarak yıl sonu politika faizini %34 seviyesinde görmeyi bekliyor. Mevcut OIS fiyatlamalarının, Eylül ayındaki faiz kararı toplantısında yaklaşık 40 baz puanlık, yıl sonuna kadar ise toplamda yaklaşık 170 baz puanlık bir gevşemeye işaret ettiği kaydediliyor. Raporda, olumlu bir senaryoda piyasanın faiz indirimlerini fiyatlama konusunda aşırı agresif davranmadığına dikkat çekildi. Ancak, Orta Doğu'daki gelişmeler ve petrol fiyatlarındaki değişimler göz önüne alınarak, HSBC'nin Eylül ayı PPK toplantısına daha yakın bir tarihte öngörülerini yeniden değerlendireceği belirtildi. Banka, temkinli de olsa bir politika faizi indirim döngüsünün başlaması durumunda piyasaların daha büyük ölçekli faiz indirimlerini fiyatlayabileceğini ve bunun da getiri eğrisinin dikleşmesi eğilimini güçlendirebileceğini vurguladı.









