• satrroıad dörüm
EKONOMİ
Yayınlanma : 23 Temmuz 2026 12:15

Küresel belirsizlikler altında altın, merkez bankalarının yeni gözdesi oluyor

Küresel belirsizlikler altında altın, merkez bankalarının yeni gözdesi oluyor
Merkez bankaları, küresel belirsizlikler ve doların rezervdeki ağırlığının azalması beklentisiyle altına yöneliyor. 2026'ya kadar rezervlerin artması beklenirken, altının krizlere karşı koruyucu rolü öne çıkıyor.

Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) son araştırması, küresel ekonomik ve jeopolitik çalkantıların ortasında merkez bankalarının altına olan ilgisinin rekor seviyelere ulaştığını ortaya koyuyor. 2026 yılına yönelik rezerv yönetimi beklentilerini analiz eden rapora göre, rezerv yöneticilerinin neredeyse tamamı, yani yüzde 89'u, önümüzdeki 12 ayda küresel merkez bankalarının altın rezervlerinde bir artış öngörüyor. Bu durum, altının giderek artan bir şekilde güvenli liman ve değer saklama aracı olarak konumlandığının somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

ALTINA YÖNELİŞİN NEDENLERİ DERİNLEŞİYOR

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, rezerv yöneticilerinin yüzde 45'inin kendi kurumlarının da önümüzdeki yıl altın rezervlerini artırmayı planladığını belirtmesi. Bu oran, şimdiye dek kaydedilen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Merkez bankalarının altına yönelik bu stratejik yönelimi, altının rezerv portföylerindeki öneminin ne denli arttığını gözler önüne seriyor. Nitekim, ankete katılanların yüzde 93'ü halihazırda altın rezervi bulundurduğunu belirtirken, bu oran geçen yıl yüzde 81 seviyesindeydi. Bu artış, altının sadece bir yatırım aracı olmanın ötesinde, küresel finansal sistemdeki rolünün yeniden tanımlandığını işaret ediyor.

DOLARIN TAHTI SALLANIRKEN ALTIN YÜKSELİYOR

Bu altın iştahının bir diğer önemli nedeni ise ABD dolarının küresel rezervlerdeki gelecekteki ağırlığına dair azalan beklentiler. Ankete katılanların yüzde 74'ü, doların küresel rezervler içindeki payının 5 yıl sonra bugünkü seviyesinin altına düşeceğini öngörüyor. Bu durum, rezerv yöneticilerinin portföylerini çeşitlendirme arayışının bir parçası olarak altını daha cazip bir alternatif olarak görmelerine yol açıyor. Altının kriz dönemlerindeki güçlü performansı, uzun vadeli bir değer saklama aracı olması, portföy çeşitlendirmesine katkısı ve jeopolitik risklere karşı bir kalkan görevi görmesi, merkez bankalarının altına yönelmesindeki temel gerekçeler olarak öne çıkıyor. Gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankaları ise özellikle altının jeopolitik risklere karşı sağladığı korumayı stratejik bir avantaj olarak görüyorlar. Son 4 yılda merkez bankalarının toplu olarak yılda ortalama 1000 tonun üzerinde altın satın alması, bu eğilimin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlar nitelikte.