Bir zamanlar hayvanlar için yem bitkisi olarak düşünülen ve ekilen bir tür, şimdi ekosistemler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kansas Eyalet Üniversitesi'nde yapılan araştırmalar, bu bitkinin sadece hızla yayılmakla kalmadığını, aynı zamanda yerel çayır otlarının gelişimini de olumsuz etkilediğini ortaya koydu.

YEM DEĞİL, İSTİLACIDIR
Başlangıçta yem bitkisi potansiyeli taşıyan sericea lespedeza, olgunlaştığında sertleşen gövdesi ve yapraklarındaki yüksek tanen oranı nedeniyle sığırlar gibi büyükbaş hayvanlar tarafından pek tercih edilmiyor. Bu durum, hayvanların otlamadığı bitkinin tohumlarını yayarak çevredeki çayırlara hızla yayılmasına yol açıyor. Araştırmada, bitkinin salgıladığı kimyasalların bazı yerel çayır otlarının çimlenmesini baskılayabildiği belirlendi.
ÇİMLENMEYİ ENGELLEYEN KİMYASALLAR
Araştırmacılar, bitkinin kalıntılarından elde edilen özütleri dört farklı çayır otu üzerinde denedi. Sonuçlar, büyük mavi sap otu, Hint otu ve Kentucky mavi çiminin tohumlarının çimlenme oranlarının düştüğünü gösterdi. Bitkinin özellikle gelişiminin erken evrelerinde yerel türler üzerinde baskı kurabildiği ve ekosistemin dengesini bozduğu uzmanlar tarafından vurgulandı.
ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Bu istilacı yabancı ot, hayvanlar, saman taşımacılığı ve tohum hareketiyle yeni bölgelere ulaşabiliyor. Tek başına otlatma, yakma veya kimyasal mücadele gibi yöntemlerle tam anlamıyla kontrol altına alınamayan bitkiyle başa çıkmak için farklı mücadele yöntemlerinin bir arada uygulanması gerektiği belirtiliyor. Geçmişte çevreyi zenginleştirmek amacıyla yaygınlaştırılan bu bitkinin, günümüzde doğal çayırların biyolojik çeşitliliğini tehdit ettiği ve yerel bitki topluluklarını korumak için acil ve kapsamlı önlemlerin alınması gerektiği vurgulanıyor.







