DÜNYA
Yayınlanma : 17 Ağustos 2025 14:32

Japonya'da yarım milyon hikikomori: Sessiz ölümler artıyor

Japonya'da yarım milyon hikikomori: Sessiz ölümler artıyor
Japonya'da milyonlara yakın insan, 'hikikomori' olarak adlandırılan bir yaşam tarzını benimseyerek toplumdan izole olmuş durumda.

Japonya'da milyonlara yaklaşan insan, uzun yıllardır odalarına kapanarak toplumdan tamamen kopmuş bir hayat yaşıyor. 'Hikikomori' olarak adlandırılan bu bireyler, çalışma hayatını ve sosyal etkileşimleri reddederek dış dünyayla yalnızca internet üzerinden iletişim kuruyor.

teknik yapı

ON YILDIR ODASINDAN ÇIKMAYANLAR

90+'ın derlediği habere göre, 32 yaşındaki Yusuke son on yılını neredeyse hiç dışarı çıkmadan geçirdi. Normal bir çocukluk dönemi geçiren Yusuke'nin üniversite yıllarında yaşadığı zorbalık ve travmalar, onu içine kapattı. Günlerini televizyon sesi eşliğinde tavanlara bakarak geçiren Yusuke, 'Dünyadan korkuyorum. Basit bir telefon görüşmesi bile beni strese sokuyor' diyor.

AİLELERİN ÇARESİZLİĞİ

Hikikomori'lerin büyük çoğunluğu ebeveynleriyle birlikte yaşıyor. Yusuke'nin annesi gibi birçok ebeveyn, çocuklarını dışarı çıkmaya ikna etmek için birçok girişimde bulunuyor, ancak çoğu zaman sonuç alamıyor. Bu durum, aileleri de derin bir depresyona sürüklüyor. Her yıl yaklaşık 30 bin hikikomori hayatını kaybediyor. Ölüm nedenlerinin çoğu intihar değil, kimsenin farkında olmadığı sessiz ölümler. Bazı durumlarda komşular, ölümden haftalar sonra evden gelen kokuyla gerçeği öğreniyor.

HİKİKOMORİ OLMA NEDENLERİ

Uzmanlara göre, bu olgu 1990'ların ekonomik kriziyle birlikte ortaya çıktı. Japon toplumunun katı çalışma kültürü ve yüksek beklentileri, bireyler üzerinde büyük baskı oluşturuyor. Kurallara uymayan kişiler, kendilerini 'işe yaramaz' ve 'utanç kaynağı' olarak görüyor ve evlerine kapanıyor. Bugün Japonya'da yaklaşık yarım milyon hikikomori olduğu tahmin ediliyor. Çoğu hala dış dünyaya adım atamasa da, küçük bir kısmı yaşadıkları deneyimi anlamlı bir hayata dönüştürmeye çalışıyor. Onların varlığı, Japon toplumuna farklı bir soruyu hatırlatıyor: 'Gerçekten üretkenlik mi insanı değerli kılar yoksa yaşamın kendisi mi?'