DÜNYA
Yayınlanma : 01 Mayıs 2026 07:05

İnsan eliyle kutuplarımız kayıyor: Barajlar Dünya'nın dengesini değiştiriyor!

İnsan eliyle kutuplarımız kayıyor: Barajlar Dünya'nın dengesini değiştiriyor!
Bilim insanları, dünya genelindeki devasa barajlarda biriken suyun, gezegenin kutup noktalarını bir metreden fazla kaydırdığını ve Dünya'nın dönüş eksenini etkilediğini açıkladı.

Gezegenimiz üzerindeki insan etkisinin boyutları her geçen gün daha çarpıcı bir şekilde ortaya çıkıyor. Ormanların yok edilmesi, şehirleşme ve iklim değişikliğinin yanı sıra, son bilimsel araştırmalar barajların da Dünya'nın fiziksel dengesini ve hatta kutup noktalarını kaydırdığını gözler önüne seriyor.

teknik yapı

DEVASA SU KÜTLELERİ GEZEGENİ ETKİLİYOR

1835 ile 2011 yılları arasında dünya genelinde inşa edilen yaklaşık 7 bin büyük barajda biriken su miktarı inanılmaz boyutlara ulaştı. Bu devasa su kütleleri, küresel deniz seviyesini tek başına yaklaşık 23 milimetre düşürebilecek potansiyele sahip. Yani, karada tutulan bu sular okyanuslara ulaşmadığı için, deniz seviyesindeki yükseliş bir nebze de olsa yavaşlıyor.

DÜNYA'NIN DÖNÜŞ EKSENİ NASIL DEĞİŞİYOR?

Dünya, sabit bir küre olmaktan çok, daha akışkan bir katman üzerinde hareket eden bir dış kabuğa sahip. Bu durum, yüzeyde meydana gelen büyük kütle değişimlerinin, gezegenin dönüş ekseninde küçük de olsa değişimlere yol açabilmesine neden oluyor. Bilim insanlarının analizlerine göre, barajlarda depolanan bu devasa su kütleleri, Dünya'nın kutuplarını bir metreden fazla kaydırmış durumda. Bu etki, buzulların erimesi veya büyümesiyle oluşan kütle değişimlerine benzer bir mekanizmayla gerçekleşiyor.

KUZEY KUTBU YÖN DEĞİŞTİRDİ

Yapılan araştırmalar, 1835-1954 döneminde Avrupa ve Kuzey Amerika'daki yoğun baraj yapım faaliyetlerinin, Kuzey Kutbu'nu doğuya doğru ittiğini ortaya koyuyor. Daha sonraki yıllarda, özellikle 1954 sonrası Asya ve Afrika'daki büyük baraj projeleriyle birlikte kutup hareketinin yönü farklı bir istikamete evrildi. Bu bulgular, deniz seviyesi hesaplamalarında sadece buzulların erimesinin değil, aynı zamanda insanların karada depoladığı su miktarının da kritik bir faktör olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor. Küçük görünen bu değişimler, uzun vadede gezegenimizin dengesinde tahmin edilenden daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.