Coğrafi engellerin sanayileşmenin getirdiği hava kirliliğini durdurmada yetersiz kaldığına dair çarpıcı bir bulgu, Geophysical Research Letters dergisinde yayımlanan bir araştırmayla ortaya kondu. Uzun yıllar boyunca aşılmaz bir doğal bariyer olarak kabul edilen Himalaya Dağları'nın, sanayi kaynaklı emisyonları engelleyemediği bilimsel verilerle kanıtlandı. Yüksek rakımlı ve insan yerleşiminden uzak ekosistemlerde yapılan incelemeler, atmosferik kirliliğin beklenmedik derecede geniş alanlara yayıldığını gözler önüne serdi.
KİRLİLİĞİN KAYNAĞI YOSUNLARLA TESPİT EDİLDİ
Araştırmacılar, kirliliğin kaynağını ve yayılımını anlamak için sıra dışı bir yöntem kullandı. Kökleri yerine doğrudan atmosferden beslenen yosun türleri, adeta birer hava kalitesi dedektörü gibi kullanıldı. Yarlung Tsangpo Büyük Kanyonu boyunca farklı rakımlardan özenle toplanan yosun örnekleri üzerinde yapılan ağır metal ve çinko izotopu analizleri, kirliliğin coğrafi dağılımına dair kritik bilgiler sundu. Elde edilen sonuçlar, yüksek rakımlara çıkıldıkça metal eritme faaliyetlerinden kaynaklanan kirliliğin azaldığını, ancak kömür yakımından kaynaklanan ağır izotop oranının şaşırtıcı bir şekilde yüzde 50'lere kadar yükseldiğini gösterdi.
MUSON RÜZGARLARI DAĞ BARİYERİNİ AŞTI
Bu devasa doğal bariyerin aşılmasında Hindistan yaz musonlarının kritik rol oynadığı belirlendi. Güney Asya'daki yoğun sanayi bölgelerinden kalkan kirli hava kütleleri, kanyonlar ve vadi hatları boyunca ilerleyerek, ince parçacıklı kömür emisyonlarını yüksek platolara taşıdı. Atmosferde uzun süre kalabilme özelliğine sahip kömür yakımından çıkan mikroskobik partiküllerin, devasa dağ zincirlerini aşarak bu hassas bölgelerde birikmesine neden olduğu saptandı.
'ÜÇÜNCÜ KUTUP' TEHDİT ALTINDA
Kutup bölgelerinden sonra en büyük buz rezervlerine ev sahipliği yapan ve "Üçüncü Kutup" olarak bilinen Tibet Platosu, Asya kıtasındaki milyarlarca insanın en önemli su kaynağını oluşturuyor. Tespit edilen kurşun, arsenik ve nikel gibi tehlikeli ağır metallerin zamanla bu hassas ekosisteme, akarsulara ve nihayetinde besin zincirine karışma riski, bölge halkı ve küresel ekosistem için ciddi bir tehdit oluşturuyor.








