Yeraltı suyu çekimi, madencilik ve plansız kentleşme gibi faktörler, dünya genelindeki pek çok büyük şehri adeta yere batırıyor. Birleşmiş Milletler'in "sessiz kriz" olarak nitelendirdiği bu zemin çökmesi, binalarda çatlaklara, altyapı hasarlarına ve sokakların tahrip olmasına neden oluyor.
Kıyı bölgeleri sel tehdidi altında
Araştırmalar, dünya kıyı nüfusunun büyük bir kısmının riskli bölgelerde yaşadığını gösteriyor. Toprak kayıpları, deniz seviyesindeki yükselmenin etkilerini ikiye katlayarak sel felaketlerini tetikliyor. Bu durum, özellikle kıyı metropolleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Birçok kıta üzerindeki şehirler bu krizle mücadele ediyor. Meksika Şehri ayda 2 santimetreye varan oranlarda çökerken, Cakarta, Tianjin ve Bangkok gibi Asya'nın dev şehirlerinde de belirgin arazi alçalmaları gözlemleniyor. Brezilya'da Maceió kentinde madencilik faaliyetleri nedeniyle 60 bin kişi yerinden olurken, ABD'nin New Orleans şehri de gevşek zemin yapısı ve yer altı kaynakları çıkarımı nedeniyle hızla batıyor.
Çözüm için acil adımlar şart
Uzmanlar, bu felaketi önlemek için acil şehir planlama reformları ve yeraltı suyu kullanımına yönelik sıkı denetimler getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Tokyo'nun yeraltı suyu çekimini sınırlayarak yüzey sularına yönelmesi olumlu bir gelişme olarak gösteriliyor. Çin'deki "sünger şehir" projeleri, derin temel inşaatları ve yer altına su geri enjeksiyonu gibi yöntemler de kentsel çöküşü durdurabilecek etkili çözümler arasında bulunuyor.









