Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Merkez Direktörü Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz'ın dikkat çekici hesaplamaları, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin kamuya getirdiği maliyetin, geçtiğimiz yıl 11 ili yerle bir eden depremlerin harcamalarını aştığını ortaya koydu. Yılmaz'a göre, KKM'nin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yüzde 7.8'e ulaşırken, bu rakam deprem harcamalarının GSYH'ye oranının hem tahakkuk bazlı yüzde 6.1 hem de nakit bazlı yaklaşık yüzde 4'ünü geride bıraktı. Bu durum, deprem için harcanan kaynaktan daha fazlasının KKM ve Merkez Bankası (TCMB) zararları için kullanıldığını gösteriyor.

Depremzedelerden daha büyük yük
6 Şubat 2023'te yaşanan ve 53 bin 537 vatandaşımızın hayatını kaybettiği Kahramanmaraş merkezli yıkıcı depremlerin ardından, devletin bölgeye ayırdığı harcamalarla KKM'nin kamuya yüklediği maliyet kıyaslandı. Prof. Dr. Yılmaz, "Burada kamusal maliyet söz konusu. Bu maliyet, deprem harcamalarının üstünde, eğitim ve kamu yatırım teşvik harcamalarının ise bir katı üzerinde" diyerek, hatalı kararların bedelinin sürekli topluma ödettirildiğini ve bu durumun yeterince sorgulanmadığını vurguladı.
TCMB'nin devasa zararı
KKM uygulaması, Merkez Bankası'nın bilançosuna da ağır bir darbe vurdu. Bankanın 2025 yılı için öngörülen zararı tam 1 trilyon 64 milyar lira olarak hesaplandı. TCMB, daha önceki yıllarda da önemli zararlarla karşı karşıya kalmıştı; 2023'ü 818 milyar liralık, 2024'ü ise 700 milyar liralık zararla kapatmıştı. Bu devasa zararlar, ekonominin genel sağlığı ve kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırıyor.







