İngiltere'nin kuzeydoğu kıyılarında, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Avrupa yerli istiridyesini yeniden hayata döndürmek için büyük bir umut ışığı doğdu. 1800'lerden bu yana nüfusu %95'ten fazla azalan bu önemli deniz canlısını eski ihtişamına kavuşturmak amacıyla 2025 yılı içinde başlatılan kapsamlı deniz restorasyon projesi, adeta bir 'deniz altı yeniden doğuşu' vaat ediyor.
DENİZ TABANINA YENİ BİR YAŞAM SİMGESİ
Bu iddialı proje kapsamında, deniz tabanına stratejik olarak yerleştirilen yapay resif blokları, bölgedeki ekosistemin canlandırılması için kritik bir rol üstleniyor. Her biri tam 6,6 ton ağırlığında ve toplamda 132 tonu bulan 20 adet resif küpü, kıyıdan yaklaşık 1,8 kilometre açıkta, deniz tabanına özenle indirildi. Deniz suyuna karşı üstün dayanıklılığı ve karbon-nötr yapısıyla öne çıkan Marine Crete malzemesinden üretilen bu yapılar, istiridyelerin tutunması ve balık, ıstakoz, sünger gibi diğer deniz canlılarının barınması için doğal bir habitatı taklit edecek şekilde tasarlandı. Operasyonun hazırlık aşamasında, North Shields Fish Quay bölgesinde 90 gönüllünün titiz çalışmasıyla 4.000 ergin istiridye, özel bir yapıştırıcı yardımıyla küplere sabitlendi. Bu hassas işlemle birlikte, 35.000'den fazla yavru istiridye ve yaklaşık 44 ton dönüştürülmüş deniz tarağı kabuğu da araştırma gemisi aracılığıyla denizin derinliklerine ulaştırıldı. Bu devasa kabuk yığını, istiridyelerin yerleşmesi ve çoğalması için adeta bir 'anaokulu' görevi görecek.
SUYUN TEMİZLEYİCİ GÜCÜ GERİ DÖNÜYOR
Zoological Society of London (ZSL) tarafından paylaşılan verilere göre, bir yetişkin yerli istiridye, günde ortalama 200 litre suyu süzme gibi inanılmaz bir kapasiteye sahip. Bu doğal filtreleme özelliği, su berraklığını artırmanın yanı sıra besin döngüsüne de önemli ölçüde katkı sağlıyor. Bir zamanlar Avrupa'da 17.000 km²'den fazla alanı kapladığı düşünülen yerli istiridye resif ekosisteminin, aşırı avlanma, kirlilik, hastalıklar ve habitat tahribatı gibi nedenlerle neredeyse yok olduğu belirtiliyor. ZSL ve Edinburgh Üniversitesi'nin ortak çalışmaları, bu ekosistemin 'çökmüş' durumda olduğunu ve İngiltere'nin kuzeydoğusundaki varlığının bir asır önce sona erdiğini ortaya koyuyor. Geçmişte yaşanan zorluklardan ders çıkarılarak geliştirilen bu yeni proje, önceki denemelerde karşılaşılan olumsuz hava koşullarının etkisini en aza indirmeyi hedefliyor. Kuzey Denizi'nin zorlu şartlarına daha dayanıklı olması için bu kez daha ağır ve sabit beton küplerin çapa olarak kullanılması, projenin uzun vadeli başarısı için önemli bir adım olarak görülüyor. Araştırmacılar, yerleştirilen yapıların fırtınalara karşı direncini, ekosisteme olan etkilerini ve istiridyelerin hayatta kalma ile üreme oranlarını titizlikle takip edecek. Nihai hedef ise, canlıların kendi kendine çoğalarak çevresindeki deniz yaşamını besleyebileceği sürdürülebilir bir resif yapısı oluşturmak.







