Danimarka'nın Kuzey Denizi'ne inşa etmeyi planladığı, 10 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasitedeki 'Enerji Adası' projesi, artan maliyetler ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle şimdilik rafa kaldırıldı. Ülkenin 2026 yılı enerji hedeflerinden çıkarılan projenin ne zaman hayata geçirileceğine dair net bir tarih bulunmuyor.
DENİZ ÜSTÜ RÜZGAR ENERJİSİ İÇİN KRİTİK MERKEZ
Danimarka'nın batı kıyısından yaklaşık 80 ila 100 kilometre açıkta kurulması planlanan bu yapay ada, doğrudan elektrik üretmek yerine, çevresindeki deniz üstü rüzgar santrallerinden toplanan enerjiyi yüksek gerilim kablolarıyla hem Danimarka'ya hem de komşu ülkelere iletecek bir aktarım noktası olarak tasarlanmıştı. Projenin ilk aşamasında 3 gigavat kapasiteli rüzgar türbinleri ve 120 bin metrekarelik bir ada alanı öngörülüyordu. Genişletilmiş bir versiyonda ise türbin sayısının 650'ye, ada alanının ise 460 bin metrekareye ulaşması hedefleniyordu.
FİNANSAL ENGELLER VE TEKLİFSİZ İHALELER
İlk etapta yaklaşık 32 milyar dolarlık bir bütçeyle yola çıkılan projenin maliyeti, 2023 yılındaki güncel değerlendirmelerde ciddi bir artış gösterdi. Yalnızca devletin üstleneceği kısmın yaklaşık 7,6 milyar doları aşacağının anlaşılması üzerine Danimarkalı yetkililer, mevcut tasarımı karlı bulmayarak ihaleyi ertelemek zorunda kaldı. Sektördeki yüksek borçlanma maliyetleri ve artan malzeme fiyatları, Danimarka'nın 2024 yılındaki deniz üstü rüzgar ihalelerinde de kendini hissettirdi; ilk üç bölgeye hiçbir teklif gelmedi. Bu durum, hükümeti kamu desteğini artırarak şartları yeniden gözden geçirmeye itti. Üretilen enerjinin Danimarka'nın yanı sıra Almanya, Belçika, Hollanda, Birleşik Krallık ve Norveç'e aktarılması planlansa da, şu ana kadar sadece Belçika ile somut adımlar atılabilmiş durumda. Diğer ülkelerle henüz nihai kablo sözleşmeleri imzalanmadı. Projenin bir diğer ayağı olan fazla enerjiden yeşil hidrojen üretimi hedefi de, bu teknolojilerin henüz ticari olgunluğa ulaşmadığı gerekçesiyle ertelendi. Deniz ekosistemi üzerindeki çevresel etki çalışmaları da ihalenin askıya alınmasıyla birlikte durduruldu. Projenin yeniden hayata geçebilmesi için daha ekonomik bir tasarım, kesinleşmiş uluslararası ortaklıklar ve yeni çevresel onaylar gerekiyor.






