DÜNYA
Yayınlanma : 10 Nisan 2026 01:41

Bolivya'nın 'İnsan Yiyen Dağ'ı: Tarihi zenginlikten günümüzdeki derin yoksulluğa

Bolivya'nın 'İnsan Yiyen Dağ'ı: Tarihi zenginlikten günümüzdeki derin yoksulluğa
Bolivya'nın Potosi şehri, 16. yüzyılda gümüş rezervleriyle küresel bir zenginlik merkeziyken, rezervlerin tükenmesi ve ilkel çalışma koşulları nedeniyle derin bir yoksulluğa sürüklendi.

16. yüzyılda Avrupa başkentlerini bile geride bırakan bir refaha sahip olan Bolivya'nın Potosi şehri, günümüzde tarihindeki en ağır ekonomik krizlerden birini yaşıyor. Bir zamanlar İspanyol İmparatorluğu'nun küresel gücünü finanse eden bu eski zenginlik merkezi, rezervlerin tükenmesiyle derin bir yoksulluğa mahkum oldu.

teknik yapı

Gümüşün Keşfi ve Altın Çağ

1545 yılında Cerro Rico (Zengin Dağ) eteklerinde gümüşün keşfiyle Potosi, dünyanın en kalabalık ve zengin şehirlerinden birine dönüştü. Burada üretilen gümüş sikkeler, Çin'den Avrupa'ya uzanan geniş bir ticaret ağında tarihin ilk küresel para birimi olarak kabul edildi. Bu devasa ekonomik patlama sayesinde şehir, barok kiliseler ve görkemli saraylarla donatıldı.

Mita Sistemi ve 'İnsan Yiyen Dağ'

Bu ekonomik yükselişin ağır bir bedeli oldu: "Mita" sistemi adı verilen zorunlu çalışma düzeniyle madenlerde çalıştırılan milyonlarca yerli ve Afrikalı işçi. Kötü çalışma koşulları ve cıva zehirlenmesi nedeniyle yaşanan kitlesel ölümler, Cerro Rico'nun yerel halk arasında "İnsan Yiyen Dağ" olarak anılmasına neden oldu.

Çöküş ve Günümüz Gerçekleri

18. yüzyılda gümüş damarlarının tükenmesiyle başlayan çöküş, şehrin ekonomik yapısının tamamen madene dayanması ve sanayi dönüşümünün gerçekleştirilememesiyle daha da derinleşti. Gümüş fiyatlarındaki düşüş, şehri büyük bir krize sürükledi. Kalay ve çinko madenciliği gibi yeni alanlar açılsa da, bu eski ihtişamı geri getirmeye yetmedi. Bugün UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Potosi, bir açık hava müzesini andırsa da, halkın büyük bir kısmı asgari yaşam standartlarının altında bir yaşam sürüyor. Madenciler hala 16. yüzyıldan kalma ilkel yöntemlerle çalışıyor ve akciğer hastalıkları nedeniyle ortalama yaşam süreleri 45-50 yıla kadar düşmüş durumda. Şehrin ekonomisi günümüzde sınırlı madencilik faaliyetleri ve sömürge döneminden kalan mimariye dayalı turizmle ayakta kalmaya çalışıyor.