Atlas Okyanusu'nun derinliklerindeki Sargasso Denizi'nden yola çıkarak adeta destansı bir göçe imza atan 2 bin Avrupa yılan balığı, trajik bir sona ulaştı. Yaklaşık 7 bin kilometrelik zorlu bir yolculuğun ardından İspanya'nın Valensiya kentine 17 kilometre mesafedeki Canyoles ve Albaida nehirlerine ulaşan bu nadir canlılar, nehir yatağının 37°C'ye varan kavurucu sıcaklıklara maruz kalması ve tamamen kurumasıyla topluca telef oldu. Bu olay, ekosistemin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
KURAKLIK VE SICAKLIK: İKİLİ TEHDİT
Çevre örgütleri ve bilimsel raporlar, bu kitlesel balık ölümünün ardındaki temel nedenleri net bir şekilde ortaya koyuyor. Yaz aylarında kesintiye uğrayan nehir sularının oluşturduğu izole su havuzları, oksijen seviyesinin hızla düşmesine ve suyun aşırı ısınmasına neden oluyor. Bu ikili tehdit, göçmen yılan balıkları için ölümcül bir tuzak haline geliyor. Türün hayatta kalma stratejisi, deniz ve tatlı su habitatları arasında kesintisiz bir su koridoruna bağlıyken, insan kaynaklı müdahaleler bu hayati bağlantıyı koparıyor.
TÜKENİŞİN EŞİĞİNDE BİR TÜR
Avrupa yılan balıklarının yaşam döngüsü, özellikle tatlı su nehirlerine ve sulak alanlara göç ederek gelişimlerini tamamlama üzerine kurulu. Ancak nehirlerin barajlar, setler ve çeşitli altyapı projeleriyle parçalanması, bu kritik göç yollarını engelliyor. İspanya Doñana Biyoloji İstasyonu'nun (CSIC) çarpıcı verilerine göre, 1980'lerden bu yana nehirleri besleyen genç yılan balığı miktarı tam %95 oranında azalmış durumda. Bu dramatik düşüş, türü Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Kırmızı Listesi'nde "Nesli Kritik Derecede Tehlikede" kategorisine taşıdı. İspanya'da yılan balığının hukuki statüsü üzerindeki siyasi tartışmalar devam ederken, geçen şubat ayında Özerk Bölgeler temsilcileri, bilimsel ve uluslararası tavsiyelere rağmen ulusal düzeyde en yüksek koruma statüsü teklifini reddetti. Bu durum, iç su balıkçılığı düzenlemelerinin bölgesel düzeyde kalması ve yılan balığı avcılığının kotalarla sürdürülmesi anlamına geliyor, ki bu da türün geleceği için büyük bir endişe kaynağı.








