Son Buzul Çağı'nın ardından, dağların zirvesindeki o ıssız gölleri balıklarla donatmanın ardında yatan gerçek sebep bilim insanları tarafından ortaya çıkarıldı. Araştırmalar gösteriyor ki, o dönemde yaşayan insanlar, şelaleler ve sarp yamaçlar nedeniyle balıkların doğal yollarla ulaşamadığı bu gölleri kendi imkanlarıyla balıklandırarak kendilerine yeni avlanma alanları yaratmışlar ve uzun vadede sürdürülebilir bir besin kaynağı güvence altına almışlar.

TARİH ÖNCESİ İNSANLARIN ÇEVREYE MÜDAHALESİ
İskandinavya'da tarımın henüz başlamadığı MÖ 5000 yılına, yani yaklaşık 7 bin yıl öncesine ait olduğu belirlenen ahşap balık tuzakları, Tesse Gölü'nün derinliklerinde bulundu. Bu bulgular, o dönemin insanlarının çevrelerini bilinçli bir şekilde şekillendirdiğini gösteren en çarpıcı kanıtlar arasında yer alıyor. Bilim insanları, özellikle kahverengi alabalığın yüksek besin değeri, ulaşabildiği iri boyutlar ve avlanma kolaylığı nedeniyle tercih edildiğini düşünüyor. Canlı balıkların, daha alçak rakımlardaki bölgelerden yakalanıp zorlu dağ yamaçlarından zirvedeki göllere taşındığı tahmin ediliyor.
EKOSİSTEMLERİ ŞEKİLLENDİREN İNSAN ZEKASI
Binlerce yıl önce bu dağ göllerine bırakılan alabalıkların nesiller boyu aynı sularda yaşamaya devam etmesi, tarih öncesi toplulukların sadece doğaya uyum sağlayan pasif varlıklar olmadığını, aynı zamanda ekosistemleri bilinçli bir şekilde tasarlama ve yönetme becerisine sahip olduklarını gözler önüne seriyor. Araştırmayı yürüten ekip, bu keşfin, insanlığın doğayı değiştirmeye yönelik ilk adımlarının tarım devriminden çok daha önce atıldığını ve avcı-toplayıcı toplumların planlama ile doğal kaynak yönetimi konusundaki bilgilerinin sanılandan çok daha ileri düzeyde olduğunu vurguluyor.






