Marmaris Belediyesi’nce tahsis edilen; Marmaris Çarşısında Kaymakamlık arkasındaki ve Ketenci Deresi Sanat sokakları, hem yerli hem de yabancı tatilcilerden büyük ilgi görüyor. Marmaris Belediyesi’nin küçük esnaf için sağladığı istihdam sonucu ortaya çıkan; çoğunluğu ev hanımlardan oluşan esnafların, el becerisinin turizme katkı sağladığı ve el işi ürünlerin satışa sunulduğu yer, Ketenci Sanat Sokağı. Marmaris merkezden sahil yürüyüş yolunda yapılan, keyifli bir kısa yürüyüş sonrası ulaşılan Ketenci Sanat Sokağında; el işi takılar, çantalar, el örgü bebek oyuncakları, kolyeler, bileklikler, süs aksesuarları ve Marmaris hatırası daha neler neler var…
BAZI İNSANLAR ATIK GÖRÜR BEN İHTİMAL…
Sanat Sokağında bu yılın dikkat çeken ismi, aslen Ankaralı Sosyolog Alev Yıldız Yıldırım; Ağırlıklı çöpe atılmış kağıtlardan hamur oluşturarak, el becerisiyle boyama sanatını birleştiriyor ve çeşitli hediyelik ürünler oluşturuyor. Sosyolog Yıldırım ve diyor ki; “Bazı insanlar atık görür, ben ihtimal…”
KAĞIT HAMURUNUN SUNDUĞU SINIRSIZLIK
Hayatım boyunca üretmenin, emek vererek ortaya somut bir şey çıkarmanın heyecanını hep hissettim. Farklı dönemlerde deri işledim, çantalar yaptım, sandaletler ürettim. Fakat yaklaşık bir yıl önce kâğıt hamuruyla tanıştığımda aradığım dili bulduğumu hissettim. Bu malzemenin bana sunduğu en büyük şey sınırsızlık oldu. Kağıt hamuru, küçük bir küpeden büyük mobilyalara kadar birçok farklı şey üretme özgürlüğü sunuyor. Kâğıt, karton, yumurta viyolleri, plastik şişeler ve çoğu insanın artık işlevini tamamlamış olarak gördüğü malzemeler, benim için yeni bir hikâyenin başlangıcına dönüşüyor. Bazen çöpün kenarına bırakılmış sıradan bir nesne, yaptığım bir tasarımın vazgeçilmez parçası olabiliyor.
ATIK SANILAN NESNELER ASLINDA HENÜZ ANLATILMAMIŞ HİKAYELER
Bir cam şişeye, eski bir kâğıda ya da doğanın sunduğu herhangi bir malzemeye baktığımda, gördüğüm şey yalnızca geçmişi değildir. Henüz anlatılmamış bir hikâyedir. Ben onları oldukları hâliyle bırakmıyorum. Parçalıyor, dönüştürüyor, yeniden şekillendiriyor ve bambaşka bir yaşama hazırlıyorum. Çünkü bazen bir şeyin yeniden doğabilmesi için yalnızca korunması değil, cesaretle değişmesi gerekir. Üretirken bana en çok ilham veren düşüncelerden biri, Japonların Wabi-Sabi felsefesi. Bu felsefe bana sadece kusursuzluğun peşinden koşmamayı öğretmiyor, aynı zamanda doğanın ritmine güvenmeyi, yavaşlamayı, özen göstermeyi ve her parçanın kendi karakterini olduğu gibi kabul etmeyi de hatırlatıyor.” Ata SEVGİ AjansCANKA







