Bolivya'daki Kaka Nehri, altın madenciliği faaliyetleri nedeniyle ciddi bir dönüşüm geçirerek çevresindeki Leco toplulukları için yaşamı zorlaştırıyor. Nehir kenarında yaşayanlar, eskiden berrak olan suların artık kullanılamaz hale geldiğini, balıkçılığın azaldığını ve teknelerle ulaşımın güçleştiğini belirtiyor.

Nehir yatağındaki devasa değişim
Altın çıkarmak için kullanılan devasa tarak ve iş makineleri, nehrin tabanındaki kum ve taşları sürekli olarak karıştırıyor. Bu durum, çıkarılan malzemenin kıyılara yığılmasına ve nehrin doğal akışının bozulmasına neden oluyor. Bölge halkının ifadelerine göre, eskiden yaklaşık 200 metre genişliğinde olan nehir yatağının bazı kesimleri, günümüzde 500 ila 700 metreye kadar genişlemiş durumda. Uydu görüntüleri de bu değişimin boyutunu doğruluyor; 2000-2024 yılları arasında Beni Havzası'nda yasa dışı madencilik yapılan alanlarda su yüzeyinde yüzde 21,5'lik bir artış gözlemlenmiş. Ancak bu artışın büyük bir kısmı, madencilik faaliyetleri sonucu oluşan yapay göletlerden kaynaklanıyor. Aynı dönemde Beni Havzası yaklaşık 14 bin hektarlık doğal su alanını kaybederken, madencilikle ilişkili yaklaşık 3 bin hektarlık yeni su alanı oluştu.
Çevresel ve sosyal etkiler
Madenciliğin etkilediği bölgelerde, eskiden doğal kumsalların bulunduğu alanlar artık taş, kum ve madencilik atıklarıyla kaplanmış durumda. Yıllardır bölgede turizm faaliyeti yürütenler, daha önce kano gezileri ve kamp alanları olarak kullanılan kıyıların artık bu amaçlarla kullanılamadığını dile getiriyor. Sorun yalnızca nehrin görünümünün değişmesiyle sınırlı kalmıyor; altın madenciliğinde kullanılan cıva, makinelerden sızan yakıt ve yağ kalıntıları su kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, nehir tabanının sürekli kazılmasının su yaşam alanlarını tahrip ettiğini ve yoğun tortunun balıkçılığı olumsuz etkilediğini vurguluyor. Bolivya Maden İdaresi'nin (AJAM) Mart 2026'daki operasyonları, bölgede yasa dışı altın madenciliğinin ve ağır iş makinelerinin hâlâ aktif olduğunu gösteriyor. Devletin yetersiz kaldığı bu durumda, Leco toplulukları topraklarını korumak için nehre bağlanan küçük derelerin başında nöbet tutarak temiz su kaynaklarını kurtarmaya çalışıyor.








