Open Earth Monitor projesi kapsamında gerçekleştirilen detaylı analizler, geleceğe dair çarpıcı bir tabloyu ortaya koyuyor. Uydu verileri ve yapay zeka algoritmalarının titizlikle işlenmesiyle 2080 yılına kadar doğal alanlarda yaşanacak değişimler modellendi. En kötümser senaryoya göre, küresel ısınmanın tetiklediği kuraklık, çöl alanlarını iki katına çıkararak bazı şehirleri adeta yok oluşun eşiğine getirecek.
EN KÖTÜ SENARYO VE RAKAMLAR
Bu endişe verici öngörülerin temelinde, sera gazı emisyonlarının en yüksek seviyede kalacağı varsayımına dayanan RCP 8.5 senaryosu yatıyor. Bu modele göre, karasal bölgelerin iç kesimleri daha sıcak ve kurak bir iklime bürünecek. Geleneksel çayır alanları yerini çöl bitki örtüsüne bırakırken, mevcut durumda toprakların yalnızca yüzde 6'sını oluşturan çöl biyomunun, yaklaşık 471.000 kilometrekarelik bir alanla toplam yüz ölçümünün %11,9'una ulaşacağı hesaplanıyor. Bu değişimin bir sonucu olarak, iğne yapraklı ve serin iklim ormanları daralırken, nemli ormanlar da kuraklığa daha dayanıklı hale gelecek.
ÇÖLLEŞME RİSKİ ALTINDAKİ ŞEHİRLER VE COĞRAFİ ETKİLER
Yapılan modellemeler, 2061-2080 yılları arasında mevcut bozkır veya orman yapısını kaybederek tamamen çöl biyomuna dönüşmesi beklenen en büyük yerleşim yerinin, 404 binden fazla nüfusa sahip Kaliforniya'daki Bakersfield olduğunu gösteriyor. Çalışmada, iklim değişikliğine karşı en savunmasız ve çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya olan şehirler arasında Bakersfield (Kaliforniya), Reno (Nevada), Lancaster (Kaliforniya), Pueblo (Colorado), Sparks (Nevada), Rio Rancho (Yeni Meksika), Kennewick (Washington), Pasco (Washington), Grand Junction (Colorado) ve Richland (Washington) öne çıkıyor. Raporda ayrıca, Arizona, New Mexico ve Güney Kaliforniya'daki mevcut çöl sınırlarının sabit kalmayacağı, iklimsel kaymayla birlikte doğuya doğru ilerleyerek özellikle Teksas ve Colorado eyaletlerini etkileyeceği belirtiliyor.








