Düzenleme : 14 Haziran 2026 23:15
100 Euro’luk Turizm Mucizesi:

BODER Başkanı Ömer Faruk Dengiz, turizm sektöründe yaşanan gelişmelere ilişkin ilgi çekici bir analiz yazısı kaleme aldı.
BODER Başkanı Ömer Faruk Dengiz, turizm sektöründe yaşanan gelişmelere ilişkin ilgi çekici bir analiz yazısı kaleme aldı. "100 Euro’luk Turİzm MUCİZESİ" adlı yazısında son dönem yaşananları ve pahalılık eleştiirşlerine cevap veren Dengiz, önemli mesaj verdi.
İşte o yazının tamamı şöyle:
100 Euro’luk Turizm Mucizesi:
Alman turistin biri Bodrum’da bir otele gelir.
Resepsiyona yaklaşır ve der ki:
“Odaları görmek istiyorum. Beğenirsem iki hafta kalacağım.”
Otelci sevinir. Çünkü sezon zor, giderler yüksek, elektrik ayrı dert, personel ayrı dert, su faturası ayrı roman. Alman turist güvence bedeli olarak 100 euro bırakır ve odaları gezmek için yukarı çıkar.
Turist yukarı çıkar çıkmaz otelci parayı alır. Önce bir kısmıyla kasaba gider.
“Temmuzdan kalan et borcum vardı, al şu parayı” der.
Kalan kısmını da bankaya yatırır.
“Hiç değilse kredi taksidinin bir bölümünü ödeyeyim. Borç bitmiyor ama bari biraz azalsın” diye düşünür.
Banka parayı alır, ekrana bakar ve der ki:
“Ödeme alınmıştır. Borcunuz hâlâ devam etmektedir.”
Çünkü bankacılık sistemi de umutları taksitlendirme sanatıdır.
Kasap aldığı parayla hemen yemciye koşar.
“Otellerden et siparişleri azaldı, işler düştü. Benim de sana yem borcum vardı, al bunu” der.
Yemci parayı alır, bu kez vergi dairesine gider.
“Geçen aydan kalan KDV ve vergi borcum vardı, bari bunun bir kısmını ödeyeyim” der.
Vergi dairesi parayı alır, makbuzu keser.
“Ödeme alınmıştır. Kalan borçlarınız için ayrıca takipte kalınız” der.
Çünkü bu ülkede borç bitmez; sadece ekranda başka satıra taşınır.
Tam o sırada Alman turist aşağı iner.
“Odalar güzel ama fiyat bana yüksek geldi. Aynı paraya Yunanistan’da daha uygun tatil buldum” der.
Otelci şaşırır.
“Nasıl pahalı? Sen euro ile geliyorsun, biz burada TL ile boğuşuyoruz” der.
Alman turist omuz silker:
“Ben de onu diyorum. Sizde fiyatlar Avrupa gibi, ama giderler daha da Avrupa gibi. Kur ise sanki Bakan Mehmet Şimşek resepsiyona tembihlemiş gibi: ‘Fazla hareket etme, misafir rahatsız olmasın’ diye yerinde duruyor.”
Otelci içinden geçirir:
“Sayın Bakan ‘kuru hedeflemiyoruz’ diyor ama bizim turizmci olarak hedefimiz belli: Giderler her gün artarken döviz biraz olsun nefes alsın. Ama ne hikmetse kur, check-in yapmış Alman turist gibi yukarı çıkıyor, sonra odayı beğenmeyip geri iniyor.”
Alman turist resepsiyondaki 100 euroyu geri ister.
Otelci mecburen kasadan, kredi kartından, başka hesaptan denkleştirir ve turiste 100 euroyu geri verir.
Turist parayı alır ve çıkar gider.
Sonuç?
Otelcinin kasaba borcunun bir kısmı kapanmıştır.
Otelci bankaya kredi taksidinin bir bölümünü ödemiştir.
Kasabın yemciye borcu kapanmıştır.
Yemci vergi borcunun bir kısmını ödemiştir.
Banka payını almıştır.
Vergi dairesi payını almıştır.
Ama kimsenin cebinde para yoktur.
Üstelik Alman turist de Bodrum’da kalmamıştır.
Otelci ise günün sonunda hem turiste 100 euroyu iade etmiş, hem bankaya ödeme yapmış, hem de hâlâ kredi borcuyla baş başa kalmıştır.
İşte Türk turizminin bugünkü özeti biraz böyledir:
Kâğıt üzerinde herkes birbirine borcunu ödemiş görünür.
Muhasebede rakamlar döner.
Faturalar kesilir.
KDV çıkar.
SGK çıkar.
Elektrik, su, personel, kira, gıda maliyeti çıkar.
Bir de üstüne banka kredisi gelir.
Yetmezmiş gibi vergi borcu gelir.
Ama düşük kalan döviz kuru ve yüksek giderler yüzünden otelci rekabet edemez. Turist “pahalı” der, yerli misafir “çok pahalı” der, yabancı misafir “Yunanistan daha mantıklı” der.
Sonra da bize denir ki:
“Ekonomi programı çalışıyor.”
Çalışıyor tabii.
Herkes çalışıyor.
Otelci çalışıyor.
Kasap çalışıyor.
Yemci çalışıyor.
Personel çalışıyor.
Banka çalışıyor.
Vergi dairesi zaten hiç durmuyor; maşallah, ülkenin en düzenli çalışan turizm paydaşı.
Bir tek döviz kuru çalışmıyor gibi duruyor.
O da herhalde fazla mesaiye kalmak istemiyor.
Ama sonunda elde kalan şey şu oluyor:
Borçlar yer değiştirmiş, para piyasadan çıkmış, turist de başka ülkeye gitmiş.
Yani sistem dönüyor.
Ama turizmci dönüp bakınca cebinde sadece şu kalıyor:
“Bir Alman geldi, 100 euro bıraktı, bütün piyasa biraz nefes aldı, banka payını aldı, vergi dairesi payını aldı; sonra Alman gitti, biz yine kredi taksidi, vergi borcu ve düşük kurla baş başa kaldık.”
Ekonominin 100 euro’luk turizm mucizesi de bu olsa gerek:
Para gelmeden harcanıyor,
gelir oluşmadan vergi doğuyor,
turist kalmadan sezon değerlendiriliyor,
kredi bitmeden yeni kredi konuşuluyor,
kur artmadan gider artıyor.
Buna da Türkiye’de kısaca “suni istikrar” deniyor; dışarıdan sakin görünür, içeride herkes borçla nefes alır.
- 00:54Ege'nin Sularında Şampiyonlar Belli Oldu: Motosurf Heyecanı Zirveye Ulaştı!
- 00:44Göztepe, 101. yaşında coşku dolu kutlama gerçekleştirdi
- 00:34Denizde kaybolan astsubay, gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı
- 00:24Bolu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Türker Uygur, dünya şampiyonu oldu
- 00:15Görevi başında şehit düşen polis memuru Tayfun Baş, Denizli'de son yolculuğuna uğurlandı





