BODRUM ÖZEL Haber Girişi : 01 Aralık 2021 15:27

Yılmaz: Yangından önce şerh konulması tesadüf mü?

Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz, Muğla’nın Milas ve Bodrum ilçelerinde orman yangınlarından zarar gören zeytinliklere Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından kamulaştırma amacıyla şerh konulmasına tepki gösterdi.

Muğla’nın Bodrum ve Milas ilçelerinde 29 Temmuz’da başlayan ve 13 gün süren orman yangınında 9 köyün orman ve zeytinlikleri kül olmuştu. Yangından sonra yaralarını sarmaya çalışan köylüler, zeytinlik arazilerinin tapularına, bölgeye kurulacak rüzgar enerji santralleri (RES) için yapılacak kamulaştırma amacıyla şerh konulmaya başlandığını fark etti. Hafta sonu Yukarı Mazı Köyü’nde toplanan köylüler ve gönüllü avukatlar hukuki mücadele başlattı.

100’den fazla köylünün tapularına haberleri olmadan şerh konulduğunu ve kamulaştırma işlemlerinin başlatıldığını belirten Bodrum Kent Konseyi Başkanı Arif Yılmaz, “Ormanları, zeytinlikleri ve gelecekleri kül olan köylülerimiz bir yaranın acısını sararken ikinci kez bir şok ile karşılaştılar. Şimdi çocuklarının, torunlarının geleceklerine sahip çıkmanın derdine düştüler. Bodrum ve Milas kent konseyleri olarak köylülerin hukuk mücadelesinin yanında olacağız. Yangında ormanları, zeytinleri, ağılları kül olan, evleri zarar gören Çiftlik, Çökertme, Mazı, Fesleğen, Bozalan, Yeniköy, Aşağı Mazı köylülerinin zeytin tarlalarına Enerji Bakanlığı tarafından kamulaştırma amacıyla şerh konulması vatandaşın kafasını karıştırdı. Herkes şaşkın. Özellikle yangından önce şerh konulması kötü bir tesadüf mü yoksa bu işin altında başka işler de var mı” diye konuştu.

Köylülerin avukatı Remzi Kazmaz ise yaptığı açıklamada şunları kaydetti:

“Bakanlık kamu yararı adına hareket ettiğini sanarak vatandaşa sormadan, fikrini almadan, tenezzül edip bir toplantı dahi yapmadan vatandaşın arazisine, zeytinliğine kamulaştırma amacıyla tapularına şerh koydurarak Resmi Gazete’de yayınlamıştır. Ama işler başkanlık sisteminde böyle yürüyor. İşte Bakanlığın yayınladığı bu genelge ile 9 köyde 19 alan, 21.03.2021 tarihinde 31430 sayılı Resmi Gazete’de ‘Rüzgar Enerji’ adına (YEKA) olarak ilan edilmiştir. Yetmedi, bakanlık bir adım daha ileri giderek bu alanlarla ilgili düzenleyici bir işlem daha yaptı. Buna göre; bu alanların -söz konusu kanun maddesi hükmü gereği YEKA olarak ilan edilen alanların- kullanımını etkileyici imar planlarının düzenlenmesi, bu alanlarla ilgili imar planlarına resen YEKA olarak işlenmesi ve ilgili tapu kütüklerine ‘şerh’ edilmesi gerekmektedir. Bu da yetmedi; Bakanlık bu konuda çok kararlı ve aynı zamanda coşkulu bir şekilde, adı geçen genelgeyle alakalı ilgili makamlara talimatlarını yağdırmaya devam ediyor.

“GENELGE DE KORUNAN SERMAYE”

Yani Bakanlık vatandaşın tarlasını, zeytinliklerini bir ana şefkatiyle koruyor. ‘Bu korumayı kimin için yapıyor’ diye sorduğumuzda da cevap hazır; tabii ki de devlet için, köylümüz için. Ama durum hiç de öyle değil. Bakanlığın bu genelgesi ile korunan çevre ve köylü değil, korunan sermaye. Biz defalarca söyledik: RES’lere karşı değiliz, konuldukları yerlere karşıyız. Şimdi de yanan bu ormanları ıslah etmek, tekrar eski haline getirmek ve halkın kullanımına sunmak en doğru yol iken tam aksini yaparak, vatandaşa yine sormadan, onun tarlasına ondan habersiz şerh koydular. Önümüzdeki günlerde ise bölgeye RES direklerini kurmak için acele kamulaştırma yapacaklar. Tapuya şerh koyulan bölgeler aslında dünya turizmi için çok önemli alanlar. Bodrum’un enerjiye değil, turizme ihtiyacı var. Doğa turizmi-eko turizm için zaten halkın kendi içinde çalışmaları mevcut. Ev pansiyonculuğu bu bölgelerde yaygınlaşmaktadır. Bu doğa harikası alana 150 m2’lik elektrik santrali direklerini dikmek başlı başına bir doğa katliamıdır.

“BU PROJENİN HİÇBİR KAMU YARARI YOKTUR”

Ayrıca bu bölgede kurulacak RES’ler yaşam alanlarını da etkileyecektir. Bir Bodrum sevdalısı, bir çevre avukatı olarak orada yaşayan müvekkillerim adına size sesleniyorum; bu projenin hiçbir kamu yararı yok. Bu nedenle bu projenizi bir kez daha gözden geçiriniz. Hatta yetkililerinizi bu bölgeye göndererek ciddi bir inceleme yapılmasını sağlayın. Sadece sermayenin değil, doğanın ve köylülerin de hakkını gözeten adil bir karar için bu çalışmaları mutlaka yapmalısınız. Sosyal devletin, hukuk devletinin amacı da budur. Bu anlamda bu projeler mahkemelere taşınmadan, halk ile devlet karşı karşıya gelmeden mutlaka adil bir çözüm bulunmalıdır.”