Villa Vaadi Tartışmaya Neden Oldu: Bargilya Projesi Yeniden Gündemde

Açıklama

Mahkeme kararlarıyla durdurulan Bargilya’daki tartışmalı proje, bu kez “milli takım primi” vaadiyle yeniden gündemde. Villa söylemi üzerinden alevlenen tartışmalar, kamuoyunda milli değerlerin rant projelerine meşruiyet zemini olarak kullanıldığı eleştirilerini beraberinde getirdi.

 

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun A Milli Takım’a yönelik “villa primi” vaadi, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Söz konusu villaların, Muğla’nın Milas ilçesindeki Bargilya Tuzla Sulak Alanı çevresinde planlanan ve daha önce yargıdan dönen projeyle ilişkilendirilmesi, tartışmaları daha da büyüttü.

 

İddia: Mahkemeden Dönen Proje Yeniden Gündemde

 

Kamuoyuna yansıyan iddialara göre İbrahim Hacıosmanoğlu, milli takımın Dünya Kupası’na katılması halinde futbolculara Bodrum’da villa verileceğini açıkladı. Ancak “Bodrum” olarak ifade edilen alanın, gerçekte Milas Bargilya Tuzlası sınırlarında kaldığı belirtiliyor.

Hacıosmanoğlu’nun daha önce, “Akrabam olan Ali Ağaoğlu’nun projesiydi, biz devraldık” yönündeki açıklamaları da yeniden gündeme taşındı. Bu durum, mahkeme kararlarıyla durdurulan bir projenin farklı bir söylemle yeniden hayata geçirilmek istendiği iddialarını beraberinde getirdi.

 

Projenin Geçmişi: ÇED Kararları İptal Edildi

 

Söz konusu proje, Besim Tibuk’un sahibi olduğu NET Holding arazisi üzerinde planlandı. Yaklaşık 12 milyon metrekarelik alanda; binlerce villa, oteller, golf sahası ve büyük ölçekli turizm yerleşkesi kurulması hedefleniyordu. 30  bin kişilik bir kasabanın kurulması hedefleniyordu.

 

Ancak projeye ilişkin verilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu kararları, açılan davalar sonucunda iki kez mahkeme tarafından iptal edildi. Bu kararlarla birlikte inşaat ruhsatları da geçersiz hale geldi ve proje hukuki olarak durduruldu.

Mahkeme kararlarında; bölgenin sulak alan olması, kuş göç yolu üzerinde bulunması ve sit statüsü belirleyici unsurlar arasında yer aldı.

 

 

Ekolojik Riskler ve Tepkiler

 

Bargilya Tuzla Sulak Alanı, yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan önemli bir doğal yaşam alanı olarak biliniyor. Uzmanlar, bölgenin su kaynakları açısından sınırlı olduğunu ve yoğun yapılaşmanın ekosisteme ciddi zarar verebileceğini belirtiyor.


2026 İtibarıyla Durum: Belirsizlik Sürüyor

 

2024 yılında yaklaşık 30 bin kişilik turizm kenti planına izin verilmezken, 2026 itibarıyla proje halen netleşmiş değil. Hukuki süreçlerin devam ettiği ve sahada başlamış herhangi bir inşaat bulunmadığı belirtiliyor.

Buna karşın, projeye ilişkin farklı yatırımcıların devreye girebileceğine yönelik iddialar gündemdeki yerini koruyor.

 

Tartışmanın Odağı

 

Villa vaadiyle yeniden gündeme gelen Bargilya projesi, kamuoyunda “milli değerlerin tartışmalı projeler için kullanıldığı” yönünde eleştirilere neden oldu. Uzmanlar ve çevre örgütleri, hukuki engellerle durdurulmuş bir projenin bu tür söylemlerle yeniden gündeme taşınmasının hem çevresel hem de etik açıdan tartışmalı olduğuna dikkat çekiyor.

 

 

 

“Bu Bir Rant Projesidir, Vatanseverlik Değildir”

 

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Eş Sözcüsü Mirbahattin Demir, tartışmalara ilişkin proje alanından seslendi. Demir, yaptığı açıklamada, “Mahkemelerin iptal ettiği bir projeyi milli duygular üzerinden yeniden gündeme getirmek doğru değildir. Bargilya Tuzlası korunması gereken bir doğal mirastır” ifadelerini kullandı.

 

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Eş Sözcüsü Mirbahattin Demir, tartışmalara ilişkin proje alanından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Biz birilerinin gayrimenkul alanı olarak gördüğü çok devasa bir ekosistemin kalbindeyiz şu anda. Bu bölge Milas-Bodrum sınırları içerisinde bulunan Bodrum'un en hassas bölgelerinden biri. Yıllar önce buradaki birinci derece sit alanı, mutlak korunacak sit alanları üzerinde halktan, köylüden arazi toplamaya başlayan bu çok yüzever insanlar buraya 30 bin kişilik bir kent, bir şehir kurmayı planladılar. Herhalde buraya kaymakam falan da atacaklardı. Fakat bu hassas bölgede geliştirmeye çalışılan bu rantiyeci anlayışa karşı özellikle Muğla Çevre Platformu, TUMOP ama tümü için özellikle ŞP yani şehir plancıları odasıyla birlikte davalar açıldı. Bu davalar sonucunda, mahkemenin de gerekçeli kararları ve bu davalar sonucunda Muğla 1 ve 2. İdare Mahkemesi'nde bunların çıkarmış olduğu, çıkarmaya çalıştığı ÇED raporları iptal edildi ve inşaat ruhsatları da iptal edildi aynı zamanda. Daha sonra Yüksek Yargıya giden bu dava, yerel dava konusu mahkemenin vermiş olduğu yerel karar Danıştay'da bozuldu, reddedildi. Dolayısıyla 2025 Mart ayından itibaren Anayasa Mahkemesi'ne, Türkiye'nin en yüksek yargısına taşındı. Şu anda dava Yüksek Yargıda Anayasa Mahkemesi'nde devam etmektedir. Dava açık bir şekilde duruyor karşınızda. Şimdi şunu söylemek istiyorum, Ağaoğlu ve Besim Tibuk, Akdeniz A.Ş. adındaki bir firmayla buraları talan etmek istediler. Buranın biyolojik ekosistemi, biyolojik çeşitliliğini yüzlerce tür kuşun, göçmen kuşun yaşama, üreme ve konaklama bölgesi olarak arkamızda gördüğümüz bu değerli ekosistemdeki lagünü hiçe sayarak sadece betonlaşmış villa düşünmek artık hiç kabul edilecek bir durum değildir. Vatanseverlik de değildir. Hatta bu bazı değerlerin ve doğanın ve çevrenin altına dinamit yerleştirmek gibi bir durumdur." ifadellerini kullandı.

 

 

Milli futbolcuların projeye karşı çıkması gerektiğini ifade eden Demir, "Muğla Büyükşehir, Bodrum Belediyesi'nin de müdahil olmasıyla birlikte açılan davalarda gördüğünüz gibi işte ÇED raporları iptal edildi. Şu anda siyasi nüfuzunu kullanmak isteyen bu rantiyeci çevrecilerin, bu beton anlayışının gelmiş olduğu noktaya bakarsak, Ali Ağaoğlu bu projeyi bir şekilde İbrahim Hacı Osmanoğlu'na davet etmesiyle birlikte, çünkü bu ülkede herkes çevresini kullanmak istiyor, siyasi nüfuzunu kullanmak istiyor. Herhalde şunu dedi: Sen yapamadın, senin siyasi çevren çok fazla değil. Ben Türkiye Futbol Federasyonu Başkanıyım, ben milli değerleri kullanacağım, bu milli değerler üzerinden bütün kurum kuruluşları etkileyeceğim. Dünya Kupası'na şayet katılabilirsek, ben bütün milli futbolculara burada birer tane villa vereceğim. Halbuki bu onların son açıklamasında bu yana o milli futbolcular ki varsa milli futbolcu, bu karara karşı çıkmaları lazımdı. Senin yok ettiğin bir ekosistemde bizim villada oturacak halimiz yoktur demeleri lazımdı. Dolayısıyla bu İbrahim Hacı Osmanoğlu burada bir mesutiyet kazanmak istiyor. Koruma korunu etkilemek, sit derecelerindeki durumu esnetmek, Ankara'yı etkilemek adına yapmış olduğu bu açıklama etik değildir, ahlaki değildir, hatta büyük çevre tarafından bir ahlaksızlık olarak değerlendiriliyor. Ve bu şekilde bu ekosistemin yok olmasına karşı elimizden gelen bütün mücadeleyi vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.

 


“Burası Çivi Çakılacak Bir Yer Değil”

 

Demir açıklamasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: "Son olarak şunu söylemek istiyorum, Muğla 1 ve 2. İdare Mahkemesi'nin vermiş olduğu gerekçeli karar verdiğimiz zaman gerçekten çok iyi bir karar olduğunu görebiliriz. Çünkü bu karardan bir tanesi burada oluşabilecek devasa bir kentin altyapı, atık sorunu ve insan kalabalığıyla oluşabilecek bu sulak alanda yaşayan kuşlara, canlılara ortak yaşam alanlarına büyük zarar verebileceği, tarafı olduğumuz uluslararası Ramsar Sözleşmesi'ni ve ulusal mevzuata göre buranın da asla yapılaşmaya açılamayacağını, geri çıkanın bir tanesi de bu. Üçüncü nokta, Bodrum'da susuzluk. Bodrum'da insanlar bir damla suya muhtaçken, 5-6 ay boyunca özellikle yaz aylarında burada 30 bin kişilik bir kentin açılması akıl alır gibi değil. Bunun olmaması lazım. Çünkü Muğla'da karar vermiş olan yerel mahkeme iyi kararını bozan Danıştay üyelerinin bir tanesi acaba buraları gördü mü, bu ekosistemin değerinin farkında mıdır? Onu sormak istiyorum. Eğer değilse, bir gün onları Bodrum'a çağırmak istiyoruz, bu bölgeyi görmelerini istiyoruz. Burası Ege'nin kalbinde, burası Bodrum'un en hassas alanı ve çivi çakılacak bir durum değildir. Doğada geri dönüşü olmayan zararlar, tahribatlar vermek yerine burayı hep birlikte korumak zorundayız."