HABER MERKEZİ/ Selçuk Arslan - Bodrum’da temizlik, gün ışığında görülen düzenli sokaklardan çok daha fazlasını anlatır; bu hikâye, gecenin en derin saatlerinde başlar. Şehir uyurken, saatler 03.00’ü gösterdiğinde evlerinden çıkan temizlik işçileri, henüz gün doğmadan sahaya iner. Yazın kavurucu sıcağına, asfaltın yakıcı sıcaklığına; kışın ise iliklere işleyen ayazına rağmen değişmeyen bir düzen, aksatılmayan bir mesai vardır. Bu dosya, çoğu zaman fark edilmeyen bu emeği görünür kılmayı, Bodrum’un temiz yüzünün arkasındaki görünmeyen mücadeleyi anlatmayı amaçlıyor. Bir yanda dar sokaklarda el arabasıyla kilometreler yürüyen işçiler, diğer yanda milyonlara ulaşan nüfusun atığını yönetmeye çalışan bir sistem… Tüm bu tablo, yalnızca bir belediye hizmeti değil; sınırlı bütçe ve kısıtlı imkânlara rağmen devasa bir coğrafyayı temiz tutmaya çalışan Bodrum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün sahadaki gerçek mücadelesini ortaya koyuyor. İşte 3 gün sürecek dosya haberimizde tüm yönleriyle Bodrum ve temizliği ele alacağız.

Bodrum’un Temizliği Görünen Çöpten İbaret Değil
Saatler sabah 05.00’i gösterdiğinde, Bodrum henüz uykudayken temizlik başlıyor. Sokaklar sessiz. Ama o sessizliğin içinde bir hareket var. Çöp kamyonları, süpürge araçları, el arabaları… Karanlığın içinde çalışan onlarca insan. Kentin gündüz görülen temiz yüzü, işte bu saatlerde yazılıyor.
Yaz-Kış İki Ayrı Bodrum
Resmi kayıtlarda Bodrum’un kış nüfusu yaklaşık 207 bin olarak görünse de, sahadaki gerçek çok daha farklı. Yılın büyük bölümünde fiili nüfus 400-450 bin bandında seyrederken, yaz aylarıyla birlikte Bodrum adeta başka bir kente dönüşüyor. Turizm sezonunun başlamasıyla nüfus hızla 1 milyonu aşıyor, yoğun dönemlerde ise 2 Milyon'a yaklaşıyor.
Ancak sorun tam da burada başlıyor. Çünkü temizlik başta olmak üzere belediye hizmetleri, hâlâ resmi nüfus verileri üzerinden planlanıyor. Yani kağıt üzerinde 200-300 bin kişiye göre kurgulanan bir sistem, sahada milyonluk bir kentin yükünü taşımak zorunda kalıyor. Bu durum; daha fazla çöp, daha fazla sefer, daha fazla personel ihtiyacı ve katlanan maliyetler anlamına geliyor.

Üstelik nüfusun bu denli katlanmasına rağmen, merkezi bütçeden ayrılan ödeneklerin aynı ölçüde artırılmaması, yerel yönetimlerin yükünü daha da ağırlaştırıyor. Artan turist sayısı ve hizmet ihtiyacına rağmen kaynakların aynı oranda büyümemesi, Bodrum gibi turizm kentlerini adeta kendi imkânlarıyla ayakta kalmaya zorlayan bir tablo ortaya koyuyor.
Sonuç olarak Bodrum’da temizlik, sadece bir belediye hizmeti değil; nüfus gerçekliği ile planlama arasındaki uçurumun her gün sahada hissedildiği, sınırlı personel ve kısıtlı bütçeyle milyonluk bir kentin yükünü taşımaya çalışan zorlu bir mücadeleye dönüşüyor.
Rakamlar Her Şeyi Anlatıyor
Haftalık 3.321 ton evsel atık
Haftalık 44.155 km yol ve 618 sefer
2025 yılı boyunca 1.582.727 km yol
Toplam 206.009 ton çöp
Sadece yaz aylarında:
74.250 ton evsel atık
456.144 km yol
Sahada ise:
450 personel
127 araç
53 çöp kamyonu
9 çöp taksi + 7 Çok Amaçlı Çöp Toplama Aracı
Bu tablo, Bodrum’da temizlik işinin ölçeğini ortaya koyuyor.

Temizlik Sadece Çöp Toplamak Değil
Bodrum’da temizlik:
Sokak süpürme
Pazar yerleri temizliği
Sahil temizliği
Moloz ve inşaat atıkları
Bahçe atıkları gibi birçok kalemi kapsıyor.
2025 yılında 56.121 ton bahçe atığı toplandı. Ancak bu atıklar için belirlenen günlere çoğu zaman uyulmuyor. Bu durum, belediye için ek mesai ve ek maliyet anlamına geliyor.

Onlar İçin Gün: 03.00’te Başlayan Mesai
Bodrum’da temizlik, çoğu insanın en derin uykuda olduğu saatlerde başlıyor. Temizlik işçileri, daha şehir uyanmadan, saatler 03.00’ü gösterdiğinde evlerinden çıkıyor. Günün ilk ışıkları henüz görünmeden sahaya inen ekipler için mesai çoktan başlamış oluyor.
Yazın kavurucu sıcaklarında da, kışın ayazında da bu rutin değişmiyor. Hava sıcaklığı 40 dereceyi bulsa da, zaman zaman asfalt üzerinde çok daha yüksek hissedilse de… Kışın ise soğuk eksi derecelere düşse de onlar için mesai kesintisiz sürüyor.
Özellikle yaz aylarında, saat 05.00 itibarıyla sahadaki tempo daha da yoğunlaşıyor. Güneş yükselmeden önce ana arterler, sahil şeritleri ve eğlence bölgeleri temizleniyor. Öğle saatlerine doğru asfaltın sıcaklığı artarken, ekipler çalışmaya devam ediyor.
Turistlerin kahvaltı masalarına oturduğu saatlerde, geceye dair tüm izler silinmiş oluyor. Eğlence hayatının bıraktığı atıklar, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ortadan kaldırılıyor.
Bodrum’un “temiz” görünen yüzü, işte bu görünmeyen zaman diliminde, herkes uykudayken verilen emekle hazırlanıyor.
Aile Boyu Emek
Bu işte kuşaklar birlikte çalışıyor. Bodrum’da baba-oğul aynı ekipte çalışan temizlik işçileri var. Aynı sokakta, aynı vardiyada, aynı emeği paylaşıyorlar.
O isimlerden biri de Bodrum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde görev yapan Mustafa Ön. 2014 yılında göreve başlayan Mustafa, bugün geriye dönüp baktığında 12 yılı geride bırakmış bir emekçi. Ama onun hikâyesi sadece geçen yıllarla değil, işine duyduğu bağlılıkla anlam kazanıyor.
“2014 yılında başladım, yaklaşık 12 yıldır belediye bünyesinde görev yapıyorum,” diyor ve ardından ekliyor: “Bu işi yaparken kendimi iyi hissediyorum. İşimi severek yapıyorum, sabah erken kalkmak benim için zor olmuyor.”

Gün Daha Başlamadan…
Saatler henüz sabahın erken vakitlerini gösterirken Mustafa çoktan sokakta oluyor. Çoğu insan için zor olan bu saatler, onun için bir rutinin parçası. “Evet, birçok insan bu saatlerde uyuyor ama biz işimizi sevdiğimiz için erken kalkıyoruz. Görevimizi en iyi şekilde yapmak için bu saatte ayaktayız,” sözleriyle anlatıyor mesaisini. Onun için bu iş sadece çöp toplamak değil. Aynı zamanda bir düzen kurmak, bir alanı yeniden yaşanabilir hale getirmek. “Mesela konteynerin etrafına bakıyoruz; çöp alırken sağda solda dağınıklık oluyor. Biz de o alanı süpürüp toparlıyoruz. Sonra baktığınızda ortamın ne kadar değiştiğini görüyorsunuz. Gerçekten fark ortaya çıkıyor.”
İş Değil, Benimsenmiş Bir Hayat
Mustafa’nın anlattıklarında en çok öne çıkan şey, işine duyduğu saygı. Yıllardır aynı disiplinle çalıştığını anlatıyor: “İşimden her zaman memnun oldum. Saatinde giderim, saatinde çıkarım. Hiçbir zaman işimi aksatmadım. İşimi severek yaptığım için daha rahat çalışıyorum.” Onun için bu meslek, sadece geçim kaynağı değil; aynı zamanda bir aidiyet duygusu.
Mustafa’nın hikâyesini farklı kılan ise bu emeğin artık bir kuşağı aşmış olması. Yıllardır severek yaptığı işi, oğluna da önermiş. “Oğluma da bu işin ona uygun olduğunu söyledim. ‘Bu iş sana göre, daha rahat çalışırsın’ dedim. O da başladı. Şu an o da memnun, o da severek çalışıyor.” Böylece Bodrum’un sokaklarında bir baba-oğul aynı emeği paylaşıyor. Aynı sabahlara uyanıyor, aynı sokakları temizliyorlar. Bu durum Mustafa için sadece bir gurur değil, aynı zamanda bir miras.
Bodrum’da sabahın ilk ışıklarıyla başlayan bir hikâye…
Bir yanda yılların emeğiyle sokakları bilen bir baba, diğer yanda hayatını yeni bir düzene uyarlayan bir oğul: Durmuş Ön. Durmuş Ön, henüz 28 yaşında. Ama anlattıkları, aslında bir hayat değişiminin hikâyesi. Yıllarca pide fırınında gece gündüz çalışan Durmuş, ağır mesai temposunun içinde kendine yeni bir yol ararken babasının sözüyle yön değiştirdi.
“Normalde pideciydim,” diyor. “12 saat çalışıyordum, hep gece. Çok yorucuydu. Bir süre sonra bıraktım.”
O kırılma noktasında devreye babası girdi. Belediyede temizlik işçisi olarak çalışan baba, oğluna sadece bir iş değil, bir yaşam düzeni önerdi. “Babam dedi ki, ‘gel benimle çalış, aynı işi yapalım.’ Ben de düşündüm, kabul ettim.”

Bir Sokak, Bir Miras
Durmuş, için bu karar sadece iş değişikliği değildi. Babasının yıllardır adım adım bildiği sokaklara onunla birlikte çıkmak, aslında bir tür miras devriydi. Bugün baba-oğul aynı mesaiye çıkıyor, aynı sokaklarda çalışıyor, aynı yorgunluğu paylaşıyor.
“Şimdi keyfim yerinde,” diyor Durmuş.
“Elimle işime sahip çıkıyorum. Sabah erken kalkıyorum, yüzümü yıkıyorum, işime özen gösteriyorum.”
Geceyi Bırakıp Güne Dönmek
Fırınlarda geçen uzun gecelerin ardından sabahın sessizliğine alışmak kolay olmamış. Ama zamanla yeni düzen, onun için bir huzura dönüşmüş.
“İşe inerken besmele çekiyorum,” diye anlatıyor. “Sağ salim gidip işimi yapıp, sonra evimize dönmek istiyorum.” Bu hikâyede en dikkat çeken şey ise emeğin kuşaktan kuşağa aktarılması. Baba, yıllardır sokakları bilen bir emekçi; oğul ise onun izinden giderek aynı mesleği sahipleniyor.
Aynı sokaklarda yürüyen iki nesil… Biri tecrübe, diğeri yeni bir başlangıç...
Durmuş, bunu çok sade bir cümleyle özetliyor: “Babam önerdi, ben kabul ettim. Şimdi aynı işi birlikte yapıyoruz.” Gösterişten uzak, düzenli ve emekle örülü bir hayat… Durmuş'un hikâyesi aslında Bodrum sokaklarında her gün tekrar eden ama çoğu zaman görünmeyen bir gerçeği anlatıyor: Bir meslekten çok daha fazlası olan “emeğin sürekliliği”.
Ve bu hikâye, en çok şu cümlede karşılığını buluyor: “Geceyi bıraktım, sabahı seçtim… Babamın izinden giderek yeni bir hayat kurdum.”
Bu Bir Kent Mücadelesi
Bodrum’un temizliği, sadece belediyenin değil, herkesin sorumluluğu. Her gün yüzlerce personel, binlerce kilometre yol kat ederek bu kenti temiz tutmaya çalışıyor. Ama düzensiz kullanım, kurallara uyulmaması ve artan nüfus, bu yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.
Ve Bodrum’da temizlik…
Her sabah 05.00’te, kimse görmeden yeniden başlıyor.






