Bodrum Konut Piyasasında Durgunluk: “Rakamlar Büyüyor Ama Sahada Satış Yok”

Açıklama


Türkiye’de inşaat sektörü son yıllarda büyüme rakamlarıyla dikkat çekerken, Bodrum’da sahadaki tablo farklı bir gerçekliğe işaret ediyor. Bodrum ADZ Kurucusu Adnan Aygün piyasadaki durgunluğa dikkat çekerken, Bodem Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Uçak ise sektörün Türkiye ekonomisindeki stratejik rolünü ve Bodrum’daki maliyet gerçekliğini değerlendirdi.

 

 

Türkiye’de inşaat sektörü son yıllarda büyümesini sürdürüyor. Resmi verilere göre sektör, 2023 yılında yüzde 6,5, 2024 yılında yüzde 9,9 ve 2025 yılında yüzde 10,8 oranında büyüme kaydetti. Konut projeleri, altyapı yatırımları ve kentsel dönüşüm çalışmaları bu büyümenin başlıca etkenleri olurken, birçok şehirde yeni projeler hız kazandı.

 

Ancak Bodrum’da tablo farklı. Türkiye genelindeki büyüme rakamları parlak görünse de Bodrum’daki inşaat ve gayrimenkul piyasasında beklenen hareketlilik gözlemlenmiyor. Bu durumu Bodrum ADZ Yapı Kurucusu ve iş insanı Adnan Aygün şöyle değerlendiriyor:

 

“Ekonomiye ilişkin açıklanan veriler olumlu bir tablo çiziyor ama Bodrum’da sahaya indiğimizde bambaşka bir gerçeklik var. Pandemi sonrası 2022–2023 yıllarında hızlanan yapılaşma bugün ciddi bir konut stoku oluşturdu. Bu stok, satışların ciddi şekilde yavaşlamasına yol açıyor. Geçen yıl elimizde en az 7-8 proje olurdu, bugün ise 1-2 projeyi zar zor çevirebiliyoruz. Sahaya indiğimizde kimse memnun değil. Turizm, gıda, taşımacılık ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerin büyük bölümü de mevcut ekonomik koşullardan memnun değil. Türkiye genelinde büyüme rakamları olumlu olsa da Bodrum sahada farklı bir tablo sunuyor.”

 

 

 

Mart Ayları Sancılı, Yaz Sezonu Umut Vaat Ediyor

 

Adnan Aygün, yılın ilk aylarında yaşanan durgunluğun alışıldık bir durum olduğunu belirterek, piyasadaki hareketliliğin bahar ve yaz aylarıyla birlikte artmasını beklediklerini söyledi:

“Son üç-dört sezonda Ocak, Şubat ve Mart ayları her zaman biraz sancılı geçiyor. Bu durumun sezon öncesi geçiş dönemi olduğunu düşünüyoruz. Beklenti yüksek. Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını bekliyoruz. O dönemlerde piyasanın daha iyi ve olumlu bir sürece geçmesini umuyoruz.”

 

Turizm İyi Olursa Diğer Sektörler de Rahatlar

 

Bodrum’da ekonomik hareketliliğin yeniden artmasının turizm sezonuyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Aygün, turizmin bölgedeki tüm sektörleri etkilediğini ifade etti:

“Şu anki kötü gidişat turizmden kaynaklanmıyor ama turizmin düzelmesiyle piyasa toparlanacaktır. Ege Bölgesi ve özellikle Muğla’da turizm iyi olursa diğer sektörler de iyi olur. Turizm güçlenirse inşaat başta olmak üzere tüm sektörler bundan olumlu etkilenecektir.”

 

 

Faizler Düşmeden Konut Satışlarında Toparlanma Zor

 

2026 Ocak ayında konut satışlarının 4.42 seviyesinde gerçekleştiğine dikkat çeken Aygün, satışlardaki yavaşlamanın yüksek faiz oranları ve geçmiş dönemde oluşan şişirilmiş fiyatlarla bağlantılı olduğunu belirtti:

“Faizler düşmeden konut satışlarında ciddi bir toparlanma beklemiyorum. Geçen hafta faizlerde küçük bir yükseliş oldu, bu da piyasayı tedirgin etti. Herkes faizlerin yeniden düşmesini bekliyor. Eğer düşüş olursa piyasada bir düzelme olabilir. Ancak faizlerin ikilerin altına düşmesi şu an kolay görünmüyor, bu da bayağı bir zaman alır. Seçimlere kadar düşer mi, bilemiyoruz. Faizler düşse bile enflasyon ve diğer ekonomik göstergeler bunu hissediyor. Orada da bir terslik var.”

 

Artan Maliyetler Piyasayı Zorluyor

 

Adnan Aygün, maliyet artışlarının Bodrum konut piyasasının temel sorunlarından biri olduğunu ifade etti:

“Malzeme maliyetleri neredeyse her yıl yüzde 20–25 artıyor, işçilik maliyetleri ise yüzde elliye kadar çıkabiliyor. Daha önce yapılan proje anlaşmaları iki–üç yıl önceki şartlara göre yapıldı ve bugün gerçekleşen maliyet ile satış fiyatları uyuşmuyor. Çoğu kişi zararın altında satıyor veya satamıyor. Üç yıl önce 10 milyon olarak planlanan bir proje hâlâ 10 milyon fiyatla piyasaya sunuluyor ama alıcı bulamıyor.”

 

 

 

“İnşaat Ekonominin Lokomotif Sektörlerinden Biri”

 

Bodem Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Uçak ise inşaat sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çekti. Uçak, sektörün doğası gereği talep ve ihtiyaçlara göre büyüdüğünü belirterek şunları söyledi:

“İnşaat sektörü doğası gereği talep ve ihtiyaçlara göre büyüyen bir sektör. Türkiye’de de inşaatın ekonomi içinde oldukça önemli bir yere sahip olduğu açıkça görülüyor. Önümüzdeki yıllarda bu payın daha da artacağına inanıyorum. Hem nüfus artışıyla ortaya çıkan konut ihtiyacı hem de yurt dışından gelen yatırım ve talep, sektörün büyümesini destekleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.

 

Talep arttıkça inşaat sektörünün büyümesi de kaçınılmaz hale geliyor. Ancak bu büyüme yalnızca inşaatla sınırlı kalmıyor. İnşaat sektöründeki hareketlilik; ulaştırma, konaklama, gıda ve hizmet gibi birçok farklı alanın da gelişmesine katkı sağlıyor. Dolayısıyla inşaatın büyümesi, pek çok sektörün aynı anda büyümesi anlamına geliyor. Bu da ülke ekonomisi açısından oldukça önemli bir etki yaratıyor.

 

Pandemi sonrasında Türkiye’de yeni bir ekonomik düzen ve modelin şekillendiğini söylemek mümkün. Elbette bu ekonomik büyümeyi etkileyen hem olumlu hem de olumsuz faktörler bulunuyor. Küresel gelişmeler, dünyadaki ekonomik dalgalanmalar ve özellikle bölgemizde yaşanan savaşlar tüm ülkeleri olduğu gibi Türkiye’yi de etkiliyor.

Ancak tüm bu zorluklara rağmen Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, stratejik konumu ve sahip olduğu potansiyel sayesinde her zaman değerli ve güçlü bir ekonomik aktör olmayı sürdüreceğine inanıyorum.”

 

 

 

“Büyümenin Toplumsal Refaha Dönüşmesi Gerek”

 

 

Ekrem Uçak, ekonomik büyümenin yalnızca rakamlarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:

 

“Asıl önemli olan, ekonomik büyümenin kalıcı bir toplumsal refaha dönüşebilmesidir. Bunun için yalnızca büyümenin hızını artırmak yeterli değildir; aynı zamanda teknoloji ve verimliliğe dayalı bir ekonomik derinliğin de oluşturulması gerekir. Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı, dünya ticaretinde korumacılık eğilimlerinin güç kazandığı, komşu coğrafyada savaş ve istikrarsızlıkların sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarından biri olan Avrupa’nın da büyüme konusunda zorlandığı bir süreç yaşanıyor. Böyle bir tabloda Türkiye’nin büyümede yakaladığı sürdürülebilirlik oldukça dikkat çekici ve önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor.

 

Öte yandan inşaat sektöründe maliyetler bölgelere göre ciddi farklılıklar gösterebiliyor. Bugün Muğla’daki inşaat maliyetleri ile Türkiye’nin birçok farklı bölgesindeki maliyetler aynı seviyede değil. Tedarik edilen malzemeler, işçilik ya da uygulama süreçleri benzer olsa da Muğla, özellikle arazi değerleri ve yüksek talep nedeniyle Türkiye ortalamasının üzerinde bir maliyet yapısına sahip.

 

Muğla ve özellikle Bodrum’un yoğun talep görmesi, bölgede hem arsa hem de inşaat maliyetlerini artıran en önemli faktörlerden biri. Ancak bu durum aynı zamanda konut fiyatlarının da yükselmesine neden oluyor. Fiyatların bu seviyelere çıkması ise talebin bir ölçüde yavaşlamasına yol açabiliyor.

 

 

 

Geçmişte orta gelir grubuna sahip vatandaşların ya da emeklilerin kooperatifler aracılığıyla konut sahibi olabildiği bir bölge olan Muğla ve Bodrum, bugün daha çok yüksek gelir grubuna hitap eden lüks konut ve villa projelerinin yoğunlaştığı bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu dönüşüm de konut piyasasındaki satış hızını etkileyen önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Bölgedeki fiyatlanma düzeyi, satışların yavaşlamasında belirleyici unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.”