TOPUĞU KIRILAN KADIN EFE DİZ ÇÖKTÜ

Yayınlanma : 15 Ağustos 2025 20:53
Düzenleme : 15 Ağustos 2025 20:55
  • velx
  • ceylan hafriyat
  • vesagrup

Siyaset pazarına bir bomba düştü, iktidar yine ve yeniden gündemi değiştirmeyi başardı.

 

Aydın Büyükşehir Belediye Başkanını transfer ederek uzun vadede hiçbir şey kazanamayacağını AKP elbette biliyor.

 

Ancak bir yandan diploma skandalı, diğer taraftan hukuk dışı uygulamalarla gerçekleştirilen yargıdaki kirli ilişkiler ve sürdürülen memur maaşlarıyla ilgili pazarlıklar yüzünden iyice köşeye sıkışan iktidarın yeni bir suni gündem yaratması gerekiyordu.

 

Bu durum AKP’ye hiçbir şey kazandırmaz ama belki CHP’ yi liyakatli, eğitimli, inançlı kadrolar konusunda partiye gerçek bir kimlik kazandırma yönünde yararı olabilir.

Aslında asıl üzerinde durulması gereken, Çerçioğlu’nun niye AKP’ye geçtiği değil, şimdiye kadar CHP’de bu kadına nasıl tahammül edildiği olmalı.

CHP; yoksul ve emekçi kesimlerden oy alıp, görece daha varsıl kesimleri göreve getirerek en büyük yanlışı yaptı.

Kuşkusuz bunda siyaset kurumun içinde bulunduğu açmazlarında rolü vardı.

Siyasetin finansmanının şeffaf olmadığı bir ülkede kendi kaynağını yaratanlar ancak siyasette bir yerlere gelebiliyor.

Yalnızca CHP de değil, tüm partilerde durum farklı değil.

Umarım CHP üst yönetimi bu son olaylardan ders alır.

Kendisine sosyal demokrat parti diyen bir kurumda ideolojik tutarlılık olması gerekir.

CHP hangi kesimden oy alıyorsa, o kesimle yol yürümek zorundadır.

Haydi diyelim Çerçioğlu korktu, kaybedecek çok şeyi vardı, bu yüzden güce biat etti.

Peki belediye meclisi üyelerinin kaybedecek neyi vardı?

Kaybedecek bir şeyleri olmasa da iktidarın nimetlerinden yararlanabilme şansı verilmişti.

Peki bu denli omurgasız, kişisel çıkar peşinde koşan bu insanların CHP de ne işi var?

“Bizim partimiz solcu bir parti ama biz Türkiye partisiyiz, herkese kapımız açık. Milliyetçisi de muhafazakarı da ulusalcısı da hırsızı, arsızı da herkes gelebilir.” Derseniz sonuç böyle olur.

Ancak CHP’nin kimlik sorunu yeni bir durum değil.

Mevcut yönetime ve özellikle de Özgür Özel’e de haksızlık etmemek gerek.

Son seçimlerde bu kadını aday yapmasalardı belki daha o zaman AKP’den aday olabilirdi.

Sermayenin ne rengi ne de partisi olmaz.

Yanlış olan bu kadının AKP’ ye geçmesi değil, CHP’ de bulunmasıydı.

Belediye Meclis üyelerini bile ithal adaylardan, sermaye gruplarının iş takipçilerinden atarsanız yarın daha çok benzer olaylarla karşılaşırsınız.

Bu son durumu fırsata çevirmekte mümkün.

Bu ayrık otlarını temizlemek, ırkçı, lümpen, çıkarcı güruhtan kurtulmak, gerçek bir sosyal demokrat parti olabilmek için daha sıkı bir örgütlenme modeliyle yeniden başlamak için bir fırsat doğdu.

CHP’ de yer bulamadığı için her fırsatta partiyi yıpratmaya yönelik pusuda bekleyen sözde parti içi muhalefetin samimiyetsiz eleştirilerine aldanıp, geri adım atılmamalıdır.

Kim ne derse desin, Özgür Özel’in CHP’nin Genel Başkanı olması bir şanstır.

Tüm sağlı sollu saldırılara, iktidarın ağır baskısına rağmen Saraçhane sürecinden bu yana iyi bir sınav vermiştir.

Kuşkusuz eksiği, hataları olabilir.

Ama onu acımasızca eleştirenlerin geçmişte ne büyük yanlışlar hatta ihanete varan hatalar yaptığını görmedik mi?

Belediyelere yönelik artarak sürdürülen çirkin operasyonlara rağmen direnen belediye başkanları, yöneticiler ve parti emekçilerinin yanında olmak, destek vermek hepimiz için yurttaş sorumluluğudur.

Anlamsız polemiklerden uzak, çözüme yönelik eleştirilerden kaçınmadan toplumsal muhalefetin büyümesi ve güçlenmesinde CHP’nin yanında olmak zorundayız.

Kurultaya yönelik başlatılan örgüt seçimlerinde kimin delege, kimin ilçe ya da il başkanı olacağının pek bir önemi yok.

Önemli olan barış ve demokrasiye inanmış, emekten yana yönünü belirlemiş, kişisel hırs ve çıkarları olmayan inançlı kadroların göreve getirilmesi.

Altı metrelik hücreler soğuk ve karanlıktır.

Işıltılı yaşamları olanlar bunu göze alamazlar.

Herkes yerini ve duruşunu net olarak belirlemelidir.

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın bilinmeli ki, dünyanın hiçbir yerinde baskı ve zulüm sonsuza kadar sürmez.

Tarihin çöplüğünde yok olacakları bu kadar önemsemek gerekmez.

Sonunda açlığa, yokluğa, baskılara rağmen direnenler kazanacaktır.