Ülkemiz insanları son yıllarda farklı bir yapıya bürünmeye başladı. Ne yazık ki doğruyu yanlışı bildikleri halde doğrunun yanında olmayı bıraktılar. Korkudan mı utandıkları için mi bilemiyorum. inasanlarımız doğruydu dost doğru bildiği şeyi kıvırmadan söylemeyi severdi. Günümüzde bu değerlerin yok olduğunu görmekteyiz. Tartışıyorsunuz ,karşınızdakine ülke doğrularını söylüyorsunuz doğru olduğunu bildiği halde karşı çıkıyor tamamen başka şeyler söylemeye çalışıyor.
Karşınızdakilere ülkede tüm işlerin aynı mütahitlere neden verildiğini soruyorsunuz verenlerin bundan nemalandığını anlatıyorsunuz ses yok. Feto davasında da öyle olmuştu. Fetoculara tüm kapıları açmışlardı. Karşı çıktığınızda da bunlar dindar bunlar yapmaz diyorlardı. Sonunda ülkenin ne hale geldiğini kimlerin suçlu olduğunu gördüler ama yine tepki yok. Ülkede liyakatsiz insanların nasıl korunduğu bizden olan bizden olmayan diye toplumun nasıl bölündüğünü herkes görmekte ama yine de bunu savunmaya çalışan insanları görmek acı. Genç bir vatandaşın birkaç yıl içinde varlıklı bir vatandaş haline geldiğini hepimiz görüyoruz .Burada bir anormallik olduğu belli . Ya kamu kaynakları peşkeş çekilmiş ya da ihale verilenlerden nemalanılmış. Bunu gördüğümüz halde yine onları savunuyorsak burada bir akıl tutulması olduğunu görebiliyoruz. Bakıyorsunuz bir partilinin oğlu-kızı üniversiteden yeni mezun olmuş 2 yıl içinde zenginler sınıfına girmiş. Bunun nasıl olduğunu ispatlamaya da gerek duymuyor zaten. Bunu sorgulayacak olan toplum olmalı. Toplum yasal olarak diyemiyorsa da sözlü olarak "nereden buldun " hesap sormalı. Fakat toplum suskun toplum uyuşmuş hale getirilmiş. Maaşıyla geçinen çalışan ve emekli sesini çıkarmıyor hatta zengini savunmaya çalışıyor . Kendi durumuna bak bir sor, eleştir.
Ülke de her şey rant uğruna yok ediliyor. Olması gereken üretim yanlış politikalar yüzünden yok edilmiş durumda . Onca tarım alanları atıl şekilde duruyor. En kolay yol dışardan ithal etmek artık bir politika olmuş. Üretme daha ucuza dışardan alırız. Emperyalizmin oyunu yönetenlerin hoşuna gitmiş. Topraklarımızda üretim bitmiş. Üretim olmayınca köyden şehire göç başlamış. Köylerde üretim yapacak yaşlarda kimse kalmamış. Emekli yaşında insanlar köy kahvelerinde kalmışlar. Köylerde insan olmayınca okullar kapanmaya başlamış. Hayvancılık bitmiş. Fakirlik ön plana çıkmış. Şehirlerde çalışmaya gidenler en düşük işlerde yarı aç yarı tok şekilde yaşamaya çalışmaktalar. Bunca ziraat mühendisinin iş bulamadan boş gezerken tarımın üretimin olmamasını anlatabilmek oldukça zor.
Ülkede eğitim de ayrı bir sorun olmuş. Milli Eğitimi yönetenlerin amaçları daha iyi bir eğitim değil de başka şeylerin ön plana çıkması için koşturmaya başlamışlar. Amaçları belli. Üretim önemli değil onlar için. Bu arada okuyan milyonlarca gencimiz umutsuz bir şekilde ev genci olarak aramızda. Başarılı olanların tek seçeneği yurtdışın da çalışmak hatta başka bir ülkenin vatandaşı olmak. Bunun için yasal ve kaçak yollardan binlerce gencimiz yurtdışına gitmekte. Bunları anlattığınız sorumsuz duyarsız bilgisiz vatandaşlarımız yine de inanmadıkları halde klasik görüşlerini savunmaya devam ediyorlar.
Ülke de adalet mekanizmasını ,adaletin nasıl çalıştığını her gün basın yoluyla görmekteyiz. Bu kadar yanlışı yanında taşıyan yargı sistemine inanan insan sayısı oldukça azalmış durumda. Yapılan anketlerde yargıya güven duyulması konusunda oldukça endişe olduğu görülmekte. Yargı tarafsız olmalı. Yargıyı yürütenlerde tarafsız bir kurul tarafından seçilmeli . Ülke geleceği için bu vazgeçilmez bir olgu olmalı.
Gelişmiş ülkelerde bu yazdıklarımın hiçbiri konuşulmuyordur. Gelecekte eğitimli sorumlu, suskun olmayan toplumların ön planda olması dileğiyle.





