HAVALAR SICAK, SİYASET DAHA DA SICAK!

Yayınlanma : 28 Temmuz 2025 15:30
Düzenleme : 28 Temmuz 2025 15:33

Küresel ısınma ve iklim değişiklikleri nedeniyle yaşadığımız olumsuz hava koşulları nedeniyle neredeyse nefes alamaz hale geldik.
Daha da önemlisi bu sıcak havalarda yanan ve de yakılan ormanlarımızla birlikte bizim de yüreğimiz yanıyor.


Kimi doğa olayları kaçınılmazdır.


Yağmur yağar, sel olur, su baskınları yaşanabilir.


Yaşlanan dünyamızda aşınan faylar kırılır, deprem olur, binalar yıkılır, insanlar yaşamını yitirir.
Farklı nedenlerle yangınlar çıkar, evler, ormanlar, doğadaki bitki örtüsü ve kimi zaman insanlar da yanar.
Bizim irademiz dışında oluşan bu felaketler için yapılacak pek bir şey yoktur.Ancak gelişen teknoloji ve bilimsel çalışmalar sonucu bu tür doğal afetler artık öncesinde tahmin edilebiliyor.


Önemli olan önceden bilinen ya da öngörülen bu doğa olaylarına karşı alınacak önlemler ve afet sonrası yapılacak ilk yardım çalışmalarının doğru ve zamanında organize edilebilmesi.
Aksi halde meteorolojinin tüm uyarılarına rağmen yağmur beklenen günde şemsiye almadan dışarı çıkan kişinin ıslanması kaçınılmazdır.


Şu son günlerde çok sık karşılaştığımız orman yangınları ister ihmal ister kasıt yüzünden çıksın, bunları tartışmak yerine bu tür durumlarda afet sonrası yapmamız gerekenler konusunda ne kadar hazırız ya da ne tür tedbirleri alamadık? Bunların konuşulması, tartışılması gerekir.


Gerek Kartalkaya otel yangınında gerekse Eskişehir’ de başlayıp çevre illere yayılan yangında yaşamlarını yitiren yurttaşlarımızın acıları dinmeden yeni felaket haberleri geliyor.


Şimdi eğri oturup doğru konuşmanın zamanıdır.


Eskiden ormanlarımızı korumak ve bakımını yapmak üzere orman muhafaza görevlileri vardı. Yerleşik halktan seçilmiş, orman yaşamını, bölgeyi tanıyan ve daha yangınlar büyümeden yerinde müdahale eden.
Rüzgar daha çok hangi yönden eser, nerede daha sık ağaçlar var, hangi tür ağaçlar daha çabuk tutuşur bilirlerdi.


Hepsinden de öte bulunduğu yerde toprağına, ormanına, doğada yaşayan hayvanlarına, vatanına sevdalı insanlardı.
Daha büyük afetlerde anında bölgede konuşlanmış askerler devreye girer, yöre halkıyla birlikte canını ortaya koyarak mücadeleye katılırlardı.


Yangın ihtimali yüksek bölgelerde oluşturulan yangınla mücadele ekipleri ve uçaklar her an hazır bekliyor olurdu. 


İlginçtir, yıllar itibariyle orman yangınları artarken, yangınla mücadele filoları eksiliyor.
Acilen bir afetlerden sorumlu bakanlık oluşturulmalı, özellikle de yangınla mücadele tek merkezden yönetilmeli.

Bu alanda en deneyimli kurum olan Türk Hava Kurumu bile şu an kayyumla yönetiliyor.

 


Kuşkusuz orman yangınlarında ihmali ve kastı olanlar en ağır şekilde cezalandırılmalı ancak yetkililer de sorumlulukları gereği hesap verir konumda olmalılar.

 


Kartalkaya yangınında aylarca Turizm Bakanlığının soruşturma izni vermediğini unutmuş değiliz.
Öte yandan orman yangınlarının daha çok turizm bölgelerinde çıkıyor olması da hem ilginç hem düşündürücü.

 


Her ne kadar yetkililerin yanan arazilerin kesinlikle imara açılmayacağına ilişkin açıklamaları olsa da geçmişte aksi uygulamaları yaşamış olan halka daha inandırıcı bilgiler verilmelidir.
Özellikle de orman yangınlarında yapılan “çok şükür can kaybı olmamıştır “türünden açıklamalar kamu vicdanını müthiş yaralıyor.

 


Yangın alanı içerisinde yüzlerce yılın emeği oluşturulmuş ağaçları, dünyanın en çeşitli zengin bitki örtüsünü, ormanda yaşayan hayvanları, börtü böceği yok sayan bir zihniyetin ormanlarımızı korumadaki samimiyeti de ne yazık sorgulanmaya muhtaç.


Son çıkarılan zeytin yasasıyla da bunu açıkça gördük.


Enerji baronlarının, maden tröstlerinin daha çok kar, daha çok sömürü adına orman köylüsünü evinden toprağından, geçmişinden söküp atmasına izin verenlerin ormanda yaşayan diğer canlıları düşünmesi elbet mümkün olamaz.


Ama unutulmamalı ki Zehra ninenin ahı, muhtar Nejla’nın feryadı artık ülke sınırlarını aştı. Akbelen mağdurlarıyla dayanışma için örgütlenen çevrecilerin kararlı mücadelesi sonunda sermaye grupları geri adım atmak zorunda kalacaklar.


Ülkenin dört bir yanında yükselen protestolar şu boğucu sıcaklarda az da olsa nefes almamıza neden oluyor, yüreğimizi serinletiyor.


Artık ülkeyi yönetemez durumuna gelmiş iktidara karşı muhalefetin bu tür güncel siyaseti daha sık gündeme almasında yarar var diye düşünüyorum.

  • kutay