• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
  • yk enerji
  • Aknparti Bodrum
DÜNYA
Yayınlanma : 30 Ekim 2026 07:53

Yunanistan'da Batı Nil virüsünden ölenlerin sayısı 51'e çıktı

Yunanistan'da Batı Nil virüsünden ölenlerin sayısı 51'e çıktı
Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakaları 453’e, can kaybı 51’e ulaştı. Uzmanlar, göçmen kuşlar ve sivrisinekler üzerinden Trakya ile Ege kıyılarında oluşabilecek riske karşı uyarıyor.

Yunanistan’da 16-22 Ekim haftasında Batı Nil virüsü nedeniyle iki kişi daha yaşamını yitirdi. 2026 başından 22 Ekim’e kadar ülkede 453 vaka tespit edilirken can kaybı 51’e, yoğun bakımda tedavi görenlerin sayısı 12’ye yükseldi. Ölenlerin yaşları 36 ile 92 arasında değişti. Yunanistan Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu, Atina ve çevresindeki Nea Smirni, Nea Filadelfia, Dafni, Nikaia ve Peristeri’yi yüksek riskli alanlar arasında gösterdi.

Turan: Trakya ve Ege için erken uyarı

Marmara Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Turan, Yunanistan’daki artışın Türkiye’nin sınır kentleri ve turistik bölgeleri için risk oluşturabileceğini belirtti. Hastalığın insandan insana doğrudan bulaşmadığını söyleyen Turan, göçmen kuşların Yunanistan’dan Edirne’ye, Trakya havzasına ve Ege’deki sulak alanlara ulaşarak virüsü yerli sivrisineklere taşıyabileceğini ifade etti. Yunan adaları ile İzmir ve Muğla arasındaki feribot ve yat trafiğinde araç ya da bagajlarla taşınabilecek sivrisineklerin kıyılarda yeni odaklar oluşturabileceğini de kaydetti. Turan, “Kısacası, virüs pasaport ya da sınır tanımadığı için komşudaki bu hareketlilik, özellikle Trakya ve Ege kıyılarımız için çok ciddi bir erken uyarı alarmı niteliğindedir” dedi. Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıkların Culex cinsi sivrisineklerin daha hızlı üremesine ve virüsün daha çabuk bulaşıcı hale gelmesine yol açtığını belirten Turan, kuraklıkla su kaynaklarının azalmasının kuşlarla sivrisinekleri dar alanlarda buluşturarak yayılımı hızlandırabileceğini söyledi. Havaların sonbaharda soğumasının riski hemen ortadan kaldırmadığına dikkati çeken Turan, ılık kışların Türkiye’nin güneyi ve batısında sivrisinekleri neredeyse yıl boyunca aktif tuttuğunu aktardı.

Asya kaplan sivrisineği ve korunma önerileri

Turan, Asya kaplan sivrisineğinin İstanbul’da ve Türkiye’nin neredeyse tüm kıyı şeritlerinde kalıcı hale geldiğini belirtti. Haziranda Avcılar ve Yeşilkent’te çocuklarda görülen, geçmeyen iltihaplı yaraların bu türün salgısına bağlı ağır alerjik reaksiyonlarla ilişkili olduğunu söyledi. Gündüz de aktif olan sivrisineğin saksı altları, kova dipleri ve atık lastiklerde biriken az miktardaki suda üreyebildiğini; belediyelerin gece ilaçlamalarının bu türe karşı yetersiz kaldığını ifade etti. Dang humması ve Zika virüsünü taşıma potansiyeli bulunan türle mücadele için bilimsel çalışma planlanması gerektiğini vurguladı. Saksı altları ve kova diplerindeki durgun suların kurutulmasını, pencerelere sineklik takılmasını öneren Turan, ısırık yerinde aşırı şişme, su toplama ya da kaşımayla geçmeyen iltihaplı yara oluşmasının bakteriyel enfeksiyona işaret edebileceğini belirtti. Isırıktan sonraki 2-14 gün içinde başlayan yüksek ateş, şiddetli baş ve kas ağrısı, geçmeyen halsizlik, ense sertliği veya bilinç bulanıklığının Batı Nil gibi bir virüsün belirtisi olabileceğini söyleyerek bu durumda doktora başvurulmasını istedi. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, çocuklarda ısırılan bölgenin sabunlu suyla yıkanmasını, soğuk uygulama yapılmasını ve tırnakların kısa tutulmasını önerdi. Diktaş, “Isırılan bölge sabunlu suyla yıkanmalı, soğuk uygulama yapılmalı, çocuk kaşımamaya yönlendirilmeli ve tırnakları kısa tutulmalıdır. Kaşıma engellenemezse yara derinleşir ve enfeksiyon riski artar” dedi. Belirgin kaşıntı ve şişlikte yaşa ve kiloya uygun antihistaminiklerin hekim veya eczacı önerisiyle kullanılabileceğini belirten Diktaş, kortizonlu kremlerin yalnızca uygun durumlarda kısa süreyle ve ince tabaka halinde sürülmesi gerektiğini kaydetti. Açık yara, akıntı, irin, kabuklanma veya enfeksiyon şüphesinde bu kremlerin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kortizonlu şurup ya da sistemik kortizonun sıradan sivrisinek ısırıklarında rutin kullanılmadığını, ciddi alerjik reaksiyonlarda veya özel durumlarda hekim kararıyla değerlendirilebileceğini aktardı. Ateş, akıntı, hızla yayılan kızarıklık ya da ağrı varsa evde tedaviyle vakit kaybedilmemesi gerektiğini belirtti.