YAŞAM
Yayınlanma : 18 Nisan 2026 11:50

Yorgancılık ve hallaçlık, geçmişten geleceğe uzanan bir mücadele veriyor

Yorgancılık ve hallaçlık, geçmişten geleceğe uzanan bir mücadele veriyor
Yorgancılık ve hallaçlık, modern dünyanın zorluklarıyla mücadele ederken, geçmişin değerlerini korumaya çalışan ustaların hikayesini anlatıyor.

Bir dönemin sokaklarını çınlatan hallacın yay kirişine vuran tokmağın sesi, günümüzde yorgancılık ve hallaçlık zanaatının son temsilcilerinin ellerinde modern dünyaya karşı direnmeye çalıştığını gösteriyor.

teknik yapı

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE

Eskiden mahalle aralarında kocaman yaylarıyla dolaşan hallaçlar, kışın habercisi olarak bilinirdi. O dönemlerde yorgancılık sadece bir eşya üretimi değil, aynı zamanda bir güven ve ustalık müessesesiydi. Ancak bugünün dünyasında, pamuklu ve yünlü yorganların yerini silikon ve elyaflar alırken, ustalık geleneği de müzelik bir kavram haline geldi. İzmir'de mesleğin son ustaları olan Reşat Altay ve Mehmet Pehlivan, geçmişi ve bugünü değerlendirerek, bu zanaatin geleceği üzerine düşüncelerini paylaşıyor.

USTALIK VE DOĞALLIK

60 yıllık yorgan dikim ustası Mehmet Pehlivan, "İyi bir yorganın sırrı, malzemeye duyulan saygıdır" diyerek mesleği hakkında şunları söylüyor: "Doğal yün ve pamuğun hallaç yayında kabartılmasıyla başlayan süreç, kılıfın içine serilmesi ve ardından iğneyle ilmek ilmek işlenmesiyle devam eder. Her motifin bir anlamı, her dikişin bir alın teri vardır." 48 yıldır bu mesleği icra eden Reşat Altay ise, günümüzde seri üretimin getirdiği ucuz ve hafif elyaf yorganların her yeri sarmış durumda olduğunu belirtiyor. Altay, "Bir usta gözüyle bakıyorum; durum oldukça vahim. Doğal yünün ve pamuğun insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, modern konforun gölgesinde kalıyor" diyerek endişelerini dile getiriyor.

KÜLTÜREL MİRASIN SORUNLARI

Hallaçlığın bitme noktasına gelmesi, yorgancılığı da kökünden sarstı. Genç neslin el emeğine olan ilgisizliği, zanaatın ekonomik getirisinin düşük görülmesi, bu sanatı "Yaşayan İnsan Hazineleri" listesine itiyor. Zanaatkarlar, kurtuluş reçetesinin vergi muafiyetleri ve hibe destekleriyle dükkanların ayakta tutulması olduğunu ifade ediyor. Reşat usta, yeni nesle seslenerek, "Biz sadece yorgan dikmedik, biz sıcak bir yuvanın temelini attık. El emeği, makinenin asla taklit edemeyeceği bir enerji taşır" diyor.