Yılmaz: 2027 bütçesinde emeklilere öncelik verildi

Yılmaz, 2027 bütçesinde emeklilere enflasyon artışının üzerinde imkân sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Fon tasfiyelerinde 23 Ekim’e kadar 71 bin 899 hesaba 68 milyar lira ödendi.Yılmaz: 2027 bütçesinde emeklilere öncelik verildi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları üzerine milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Komisyon, Başkan Mehmet Muş yönetiminde toplandı; görüşmelerin ardından iki teklif komisyonda kabul edildi. Yılmaz, milletvekillerinin yapıcı eleştirilerinden yararlanacaklarını söyledi.

Emeklilere yönelik düzenleme çalışması sürüyor
Yılmaz, emeklilere enflasyon artışının üzerinde imkân sağlamayı bütçe hazırlığında esas aldıklarını belirterek, “2027 yılı bütçemizde özellikle emeklilerimizi önceliklendirdik” dedi. Bütçe açığının bu yıl sonu için yüzde 3,1 beklendiğini, gelecek yıl ise yüzde 3,5 olarak planlandığını kaydeden Yılmaz, bütçedeki imkânların emekliler için kullanılacağını söyledi. Çalışmanın yalnızca en düşük aylığı alan emeklileri kapsamadığını, alternatifler üzerinde kurumların teknik çalışmalarının sürdüğünü ve sürecin henüz tamamlanmadığını aktardı. Enflasyona bağlı otomatik artışların dışındaki düzenlemelerin kanunla yapılması gerektiğini belirten Yılmaz, Cumhurbaşkanı’nın önceki günkü açıklamasında da vurguladığı hakkaniyet ve adalet doğrultusunda emeklilerin koşullarını iyileştirmek için çalışacaklarını ifade etti. Yapay zekânın öncülük ettiği dijital ve teknolojik dönüşümün bütün alanları etkilediğini söyleyen Yılmaz, kamu ve devletin yeni dönemdeki rolünün yeniden tarif edilmesi gerektiğini belirtti. “Devlet olarak, yeni dönemde rolümüzü yeniden ve güçlü bir şekilde tarif etmemiz lazım” diyen Yılmaz, dünyada korumacı politikalar ve ekonomik süreçlere daha fazla kamu müdahalesi görüldüğünü dile getirdi. Türkiye ekonomisinin son 25 yılda yıllık ortalama yüzde 5,3 büyüdüğünü, dünya ortalamasının yüzde 3,5 olduğunu kaydeden Yılmaz, 2020-2025 döneminde Türkiye’nin ortalama yüzde 5,2 büyümeyle küresel büyümeyi aştığını söyledi. Kamu borcunun millî gelire oranının gelişmiş ülkelerde yüzde 90’ın, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70’in üzerinde; Türkiye’de ise yaklaşık yüzde 22 olduğunu belirtti. Rezervlerin 170 milyar dolara yakın olduğunu ve bankacılık sisteminin sermaye yeterlilik oranları bakımından sağlıklı bir yapıda bulunduğunu ifade etti.

Üretim ve sosyal harcamalar
Yılmaz, bütçeyi “dayanıklılık, refah ve dönüşüm bütçesi” olarak adlandırmalarının nedenini anlatırken, yerli ve millî üretimin artırılmasıyla tedarik kaynakları ve pazarların çeşitlendirilmesinin ekonomik dayanıklılık açısından değer taşıdığını söyledi. Ürünleri uzun vadeli ve güvenilir biçimde temin etmenin, artık fiyat kadar önemli olduğunu kaydetti. Sosyal harcamaların yoksulluk arttığı için değil, sosyal devlet anlayışı güçlendiği için yükseldiğini savunan Yılmaz; yoksulluk göstergeleri azalırken gelir dağılımının iyileştiğini belirtti. Valiliklerin periyodik yardımlarından 65 yaş üstü aylıklarına, engellilere sunulan hizmetlerden sosyal konutlara kadar desteklerin artırıldığını söyledi. “25 senelik AK Parti iktidarında, dünyada sosyal devlet zayıflarken Türkiye’de sosyal devlet güçlendi” dedi. Bağlantısallığın ulaşımın yanı sıra enerji, dijital iletişim, bilgi ve ticaret koridorlarını da kapsadığını belirten Yılmaz; Kalkınma Yolu, Zengezur ve Orta Koridor, Hicaz Demiryolu güzergâhı ile Karadeniz’de oluşturulacak hatların kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade etti. GAP, DAP, KOP ve DOKAP yatırımlarının süreceğini kaydetti. Orta Vadeli Program’da yer alan atıl iş gücü konusuna da değinen Yılmaz, bunun işsizlikten ayrı bir kavram olduğunu söyledi. “Atıl iş gücü artıyor. Burada da çok yönlü tedbirlerimiz var” diyen Yılmaz, gençlere emek vererek kazanmanın değerinin anlatılması gerektiğini belirtti. Faiz giderlerinin, son dönemde deprem bağlantılı harcamaların borçlanmaya etkisiyle bütçedeki payının yüzde 14 seviyelerine çıktığını, orta vadede düşmesinin beklendiğini aktardı. Vergi adaletinin gözetildiğini söyleyen Yılmaz, tüketim vergilerinde geniş kesimlerin harcamalarının dikkate alındığını ve lüks ürünlere daha fazla vergi uygulandığını ifade etti.

Fon tasfiyelerinde ödeme takvimi
Sermaye piyasalarındaki fon krizi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kararlar alındığını belirten Yılmaz, Devlet Denetleme Kurulu’nun inceleme yaptığını, sorumlular hakkında soruşturma yürütülebileceğini ve adli mekanizmaların devreye girdiğini söyledi. Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanunun Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı. A1 Capital, Bulls, Pardus ve Hedef şirketleri ile bunların altındaki 93 fonun ödemelerinin yapıldığını belirten Yılmaz, 23 Ekim itibarıyla 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar lira ödendiğini açıkladı. Tera’nın tasfiyesinden İş Bankası’nın sorumlu olduğunu; Pusula ve Atlas için ise değerlendirmelerin sürdüğünü, bu iki kuruluşta sorumlu bankanın Ziraat Bankası olduğunu söyledi. Atlas olağan tasfiyeye girmezse olağanüstü tasfiye uygulanacağını kaydetti. Olağanüstü tasfiyede 1 milyon liraya kadar olan ödemelerin Cuma günü İş Bankası ve Ziraat Bankası aracılığıyla başlayacağını belirten Yılmaz, ödemelerin düşük tutarlardan yükseğe doğru yapılacağını söyledi. Nakit ve kısa sürede nakde çevrilebilecek kaynaklarla işlemlerin bir iki hafta içinde değerlendirilerek kasım ayı ortalarına kadar tamamlanmasının hedeflendiğini aktardı. Bu ödemelerde kalan net yatırım tutarının 125 milyar lira olduğunu ifade etti. Yılmaz, ödemelerin fonların kendi varlıkları, haksız veya fahiş kazanç elde edenlerden geri alınan tutarlar ve yargı sürecinde tedbir konulan varlıklarla karşılanacağını söyledi. Dün itibarıyla 11 milyar liralık geri ödeme yapıldığını, bu tutarın artmasının beklendiğini belirtti. Tedbir konulan varlıkların TMSF’ye devredildiğini ve kanunla Kuruma bu varlıkları likit hâle getirme yetkisi verildiğini kaydetti. Sermaye piyasalarının ve meşru yatırımcıların korunması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yatırımcılarla manipülatörlerin birbirinden ayrılması çağrısı yaptı.










