Küresel jeopolitik riskler ve uygulanan sıkı para politikası adımları, yatırım araçlarının performansında belirgin farklılıklara yol açtı. Ocak-haziran döneminde %17,76'lık enflasyona karşı reel getiri sağlayan tek aracın yüksek faizli Türk Lirası mevduat olması, tasarruf sahiplerinin rotasını değiştirdi. Borsada, altında ve gayrimenkulde yaşanan reel kayıplar karşısında TL mevduatın cazibesi artarken, yabancı sermayenin Türk tahvillerine olan ilgisi de yükselişe geçti.

TL MEVDUATTA 11 YILIN ZİRVESİ
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, toplam mevduat içinde Türk Lirası'nın payı %62'ye ulaşarak son 11 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu durum, yerleşiklerin dövizden TL mevduata yöneliminin hızlandığını gösteriyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri de ocak ayında 238 milyar dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatının, getirinin zayıf kalması nedeniyle 216 milyar dolara gerilediğini teyit ediyor.

BORSA İSTANBUL KAN KAYBEDİYOR
Diğer yandan, Borsa İstanbul (BIST100 Endeksi) mayıs ayında gördüğü zirve seviyesinin %8 altında işlem görmeye devam ediyor. Yılbaşından bu yana kaydedilen %24'lük primin büyük kısmının ilk iki aydaki ralliden kaynaklandığı, endeksin son dönemde kan kaybettiği görülüyor. Borsadaki zayıf görünümün arkasında MSCI, S&P ve Dow Jones'tan gelen uyarılar, para girişlerinin yetersiz kalması, ABD-İran geriliminin yeniden tırmanması, TCMB faiz indirim beklentilerinin ertelenmesi, şirket bilançolarına dair zayıf beklentiler ve bankacılık sektörüne yönelik hedef fiyatların aşağı yönlü revize edilmesi gibi faktörler öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların tahvil tarafında 1 milyar 225 milyon dolarlık alım gerçekleştirmesi, Türkiye'nin sunduğu yüksek faizin carry trade işlemlerine uygun zemin yaratması ve kurun baskı altında olmasıyla açıklanıyor.







