Fly Geyser'ın hikâyesi 1964 yılına kadar uzanıyor. O yıl, bölgede jeotermal enerji arayışları sırasında açılan bir sondaj kuyusu, uygun şekilde kapatılmadığı için yıllar boyunca yer altındaki sıcak su ve minerallerin yüzeye çıkmasına olanak tanıdı.

RENKLERİN GÜCÜ
Zamanla, yer altından çıkan mineraller birikerek yaklaşık 3,7 metre yüksekliğinde konik yapılar oluşturdu. Bu doğal oluşum, günümüzün göz alıcı manzarasını meydana getirdi. Gayzerden çıkan suyun sıcaklığı yaklaşık 90 dereceye kadar ulaşırken, suyun taşıdığı kalsiyum karbonat ve diğer mineraller, yapının sürekli olarak büyümesini sağlıyor. Üstelik yüzeyde yaşayan sıcağa dayanıklı algler ve siyanobakteriler, yeşil, turuncu ve kırmızı tonların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.
DOĞA VE İNSAN MÜDAHALESİ
Fly Geyser, görünüşte doğal bir gayzer gibi dursa da aslında insan müdahalesiyle başlayan ve doğanın şekillendirdiği jeotermal bir oluşum olarak kabul ediliyor. Yapı, sıcak su püskürtmeye devam ettiği için her yıl biraz daha büyümekte. Black Rock Çölü'nde, Burning Man festivali ile tanınan bir özel mülkiyet alanında yer alan Fly Geyser, bölgeyi satın alan arazi koruma kuruluşu tarafından koruma altına alındı. Bu sayede hassas ekosisteminin zarar görmesi engelleniyor. Günümüzde, gayzeri yakından görmek isteyenler sadece izinli ve rehberli turlarla bölgeye girebiliyor; bu durum, hem jeotermal yapının hem de çevresindeki doğal yaşamın korunmasını hedefliyor.







