EKONOMİ
Yayınlanma : 09 Mayıs 2026 18:09

Vergi affı yok denildi, 72 ay taksit geldi: Kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Vergi affı yok denildi, 72 ay taksit geldi: Kim kazanıyor, kim kaybediyor?
Bakan Şimşek 'vergi affı yok' dese de yeni pakette 72 ay taksit imkanı sunuldu. Ekonomist Eresen, %39 tecil faizi ve 'iyi niyet' şartının vatandaşa gerçek kolaylık sağlamadığını belirtiyor. Daha sade bir yapılandırma modeli öneriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in daha önce 'vergi affı olmayacak' yönündeki kesin açıklamalarına rağmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan yeni vergi paketi içerisindeki 72 aya varan taksitlendirme imkanı, kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Bu düzenlemenin sıradan vatandaşlar için gerçek bir rahatlama sağlayıp sağlamayacağı sorgulanırken, özellikle yıllık yüzde 39'luk tecil faizi oranı dikkatleri üzerine çekiyor.

sempati mobilya

'AF' DEĞİL, 'YAPIYILANDIRMA' SÖYLEMİ

Ekonomist Deniz Eresen, ekonomi yönetiminin 'af' kelimesinden bilinçli olarak kaçındığını vurguluyor. Eresen, "Sayın Bakan Mehmet Şimşek'in 'Vergi affı kesinlikle yok, asla' şeklindeki net ifadelerini hatırlıyoruz. Ancak bugün baktığımızda, adına 'af' denilmese de fiilen bir yapılandırma düzenlemesiyle karşı karşıyayız," diyor. Ekonomi yönetiminin bu tür düzenlemeleri 'mali yapılandırma' olarak adlandırarak, söylem ve uygulama arasında teknik bir ayrım yarattığını belirtiyor.

VATANDAŞA GERÇEK KOLAYLIK MI?

Meclis'e gelen vergi paketindeki iki önemli değişikliğe dikkat çeken Eresen, bunlardan birinin teminat sınırının 50 bin TL'den 1 milyon TL'ye yükseltilmesi olduğunu söylüyor. Asıl tartışmalı olan ise ikinci madde: taksit süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılması. Ancak Eresen, bu durumun vatandaş için gerçek bir kolaylık anlamına gelmediğini savunuyor. "Gecikme faizi, gecikme zammı ve vergi cezalarında herhangi bir indirim yok. Vergi aslına ek olarak faiz, zam ve ceza yükü biniyor. Üstüne bir de yıllık yüzde 39 gibi yüksek bir tecil faizi uygulanıyor. Bu durumda bunun neresi kolaylık?" diye soruyor. Düzenlemedeki 'iyi niyet' kriterinin de soru işaretleri yarattığını belirten Eresen, Maliye'nin gerekli şartlar sağlansa dahi mükellefi 'iyi niyetli' bulmazsa taksit talebini reddedebileceğine dikkat çekiyor. Eresen'e göre, çözüm daha basit bir modelden geçiyor: Gecikme faizi ve zamlarında ciddi indirimler yapılmalı, tecil faizi yüzde 20'nin altına çekilmeli ve 'iyi niyet', 'çok zor durum hali' gibi şartlar kaldırılmalı. Böylece vatandaşların borçlarını öngörülebilir ve gerçekçi şartlarda yapılandırabileceği bir sistem kurulabilir.