ABD Başkanı Donald Trump ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki yakın ilişki, artık sadece iki ülkenin değil, uluslararası arenanın da merak konusu haline geldi. Bu özel bağın kökenleri ve dinamikleri, uzmanlar tarafından madde madde inceleniyor.
ANLAŞMALARIN TEMELİNDE YATAN DİNAMİK
Ankara'da gerçekleşen NATO zirvesi, iki lider arasındaki dostluğun en somut örneklerinden biri oldu. Zirvede, Türkiye F-35 programı kapsamında net taahhütler alırken, ABD ise Türkiye'nin savunma sanayii ve askeri desteği konusunda güvenceler elde etti. Bu karşılıklı kazanımlar, 'amansız bir al-ver ilişkisi' olarak tanımlanan bu dostluğun temelini oluşturuyor. Beyaz Saray sözcüsü Anne Kelly'nin "Erdoğan ve Trump'ın harika ilişkileri var" şeklindeki yorumu da bu durumu pekiştiriyor.
RAHİP BRUNSON KRİZİNDEN GÜÇLENEN BAĞ
Bu dostluğun miladı olarak gösterilen olaylardan biri, 2017'deki Rahip Andrew Brunson krizi oldu. Türkiye'de gözaltına alınan Brunson'un serbest bırakılması karşılığında ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditlerini kaldırması, iki lider arasındaki pazarlık ve kazanım mekanizmasını gözler önüne serdi. Trump'ın bu süreçten sonra Erdoğan'a "dostum" diye hitap etmeye başlaması, ilişkinin boyutunu değiştirdi. 2025'te Trump'ın ikinci döneminde ise bu ilişki, ABD'nin savunma sanayii altyapısı ve Türkiye'nin F-35 motoru gibi teknolojik ihtiyaçları doğrultusunda daha da güçlendi.
GÜÇLÜ LİDER ALGISI VE BÖLGESEL ROLLER
Uzmanlara göre, Trump'ın Erdoğan'a duyduğu güvenin arkasında Türkiye'nin bölgesel rolü yatıyor. Ayça Alemdaroğlu'na göre, Türkiye'nin Ukrayna ve Rusya ile yürüttüğü denge politikası, Kafkasya, Suriye ve Gazze gibi konulardaki adımları Trump tarafından takdir ediliyor. Trump, Erdoğan'ı kendi gözünde zayıf gördüğü Batılı liderlere kıyasla güçlü ve kararlı bir lider olarak nitelendiriyor. Bu durum, dış politikanın kurumsal diplomasi yerine, güç gösterisi ve pazarlık diliyle şekillenmesine neden oluyor. Ancak bu 'al-ver' ilişkisi, stratejik uyum eksikliği ve Türkiye'nin F-35 meselesi gibi konularda beklentilerinin tam olarak karşılanamaması gibi gerilimleri de beraberinde getiriyor.








