BİLİM VE TEKNOLOJİ
Yayınlanma : 19 Ağustos 2025 16:51

Systema Stellare Proximum: Uluslararası yarışmada üçüncülük ödülü kazandı

Systema Stellare Proximum: Uluslararası yarışmada üçüncülük ödülü kazandı
Project Hyperion yarışmasında, denizanalarından ilham alınarak tasarlanan ‘Systema Stellare Proximum’ isimli uzay gemisi, üçüncülük ödülünü kazandı. Bu sıra dışı tasarım, içi oyulmuş bir asteroit çekirdeğini ve yapay zekayı birleştiriyor.

Uluslararası bir yarışmada, “Systema Stellare Proximum” adı verilen uzay gemisi tasarımı üçüncülük ödülüne layık görüldü.

teknik yapı

NESİLLER BOYU YOLCULUK

Project Hyperion adlı küresel yarışma, mühendisleri, araştırmacıları ve mimarları, insanlığı Mars’a ve hatta Güneş Sistemi dışındaki yaşanabilir gezegenlere taşıyabilecek “nesiller boyu yolculuk gemileri” için planlar geliştirmeye davet etti. Yüzlerce tasarım arasından öne çıkan “Systema Stellare Proximum”, içi oyulmuş bir asteroit çekirdeğini merkez alıyor ve içine denizanasını andıran bir uzay gemisi yerleştiriyor. Bu tasarım, yapay zeka gibi ileri teknoloji unsurlarını entegre ederken, gelecekte uzay yolculuğunda ortaya çıkabilecek yeni dinlerin gemi mürettebatını nasıl yönlendirebileceğini de hesaba katıyor. Tasarım ekibi, doğadaki sistemlerden ilham aldıklarını ve sadelik ilkesini benimsediklerini, böylece karmaşıklığı azaltıp arıza riskini en aza indirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

YIL 2320

Hyperion yarışmasının temel amacı, yüzyıllar sürecek yolculuklarda 1500 kişiyi barındırabilecek bir gemi tasarlamaktı. Gemi, döner sistemler aracılığıyla yapay yerçekimi sağlamalı, yiyecek, su, barınma, giyim gibi temel ihtiyaçların yanı sıra toplumsal yapıyı sürdürecek çözümler sunmalıydı. Ayrıca su, gıda, atık geri dönüşümü ve yaşanabilir atmosfer için güçlü yaşam destek sistemleri de öngörülmeliydi. Systema Stellare Proximum, beklenmedik bir tasarıma sahip olmasına rağmen tüm bu gereklilikleri karşılayarak üçüncülük ödülünü kazandı. Ekip, teknik koşulların yanı sıra, insanlığın gemideki etkileşimini ve kriz anlarında sağlık sisteminin yetersiz kalma ihtimalini de tasarımına yansıtarak adeta bir hikaye anlattı. Ekip, projelerini “Yıl 2320. İnsanlık tamamen uzay temelli bir ekonomiye dönüşmüş, Güneş Sistemi’ni fethetmiş durumda. Tür olarak bilimde öyle bir seviyeye ulaştık ki artık yıldızlararası keşiflere başlamaya hazırız. Yıldızlararası demiryolu yalnızca teknolojik bir mucize olmayacak; insan göçünün tarihsel bir dönüm noktasını da temsil edecek. Bu süreç, 2080 sonrasında ciddi biçimde başlayacak. İlk derin uzay görevlerinde duyarlı varlıklar kullanılacak; öncelikli olarak yakın asteroitlerin yakalanması veya kaynak için işlenmesi ve Proxima Centauri-b’ye gönderilecek robotik keşif dalgalarının geliştirilmesi hedeflenecek.” sözleriyle tanımlıyor.

YAŞAYAN GEMİ

Systema Stellare Proximum, “biyomimikri” örneği olarak geliştirildi ve denizanalarının evrimsel özelliklerinden esinlendi. Asteroit kabuğu, denizanalarının çanına benzer şekilde tasarlanarak radyasyona ve çarpışmalara karşı koruma sağlıyor. Asteroidin ön kenarı, farklı yoğunluktaki malzemelerden oluşuyor ve çarpma enerjisini dağıtarak korumayı artırıyor. Kalkan, kendini onaran teknolojilerle donatıldı. Denizanalarının dokunaçlarının atımlı hareketinden esinlenen atımlı plazma iyon itki sistemi kullanılıyor. Geminin manevra yapması gerektiğinde ise elektrostatik itkiyle çalışan drone sürüleri devreye giriyor. Geminin dış yüzeyinde konum farkındalığı sağlayan entegre sensör ağı bulunuyor. Bu sistem, potansiyel kaynakları tespit ediyor; mikrometeorit çarpmalarını, radyasyon seviyelerini ve diğer çevresel tehditleri algılıyor. Sensör verileri, geminin yörüngesini uyarlayan adaptif navigasyon sistemine entegre ediliyor. Geminin iç yaşam alanı modüler yapıda ve genişleyip yeniden düzenlenebiliyor. Yaşam destek sistemi kapalı devre ve biyorejeneratif; atıkları oksijen ve gıdaya dönüştürüyor. Ayrıca gemi tasarımında balık yetiştiriciliği için hidroponik/aquaponik sistemler yer alıyor; bu sayede hem protein ve yağ asidi kaynağı sağlanıyor hem de su arıtılıyor. Son olarak, asteroit kalkanının engelleyemeyeceği kadar küçük mikrometeoritlere karşı lazer tabanlı savunma sistemi kullanılıyor.