Reklamcılıkta duygusal bağ dönemi başlıyor

Doç. Dr. Mehmet Yakın, dijital çağda reklamcılığın sınırlarının artık veri büyüklüğünden ziyade verinin kullanım biçimiyle belirlendiğini ifade etti.
Dijital teknolojilerin etkisi
Dijital teknolojilerin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle markalar ile kullanıcılar arasındaki ilişki yeniden sorgulanmaya başlandı. Akıllı telefonlar ve algoritmalar aracılığıyla toplanan verilerin, kişiselleştirilmiş iletişimde hangi noktada rahatsızlık hissi yarattığı ön plana çıkıyor. İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölüm Başkanı olan Yakın, reklamcılığın yeni sınırlarına dikkat çekerek, “Reklamcılık artık sadece bağıran mesajlardan ibaret değil” dedi.
Kişiselleştirme paradoksu
Doç. Dr. Yakın, iletişim dünyasında yaşanan dönüşümü vurgulayarak, reklamcılığın dikkat çekmeye odaklanan bir yapıdan uzaklaştığını dile getirdi. Psychology & Marketing dergisinde yayımlanan güncel çalışmalara atıfta bulunarak, “Bu araştırmalar modern insanın en büyük çelişkisini ‘kişiselleştirme paradoksu’ olarak tanımlıyor. Bir marka bizi anladığında kendimizi iyi hissediyoruz; ancak fazla anladığını düşündüğümüzde rahatsızlık duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Duygusal etki ve Z kuşağı
Yakın, markaların kullanıcılarla daha duygusal bir bağ kurmaya çalıştığını, bunun özellikle genç kuşaklar için önemli olduğunu vurguladı. Frontiers in Communication raporuna göre Z kuşağının, kendisini tanımayan markaları
- 09:47Genç tasarımcılardan doğal taşla yaratıcı dokunuşlar
- 09:37Bursa'da üst geçitten kopan demir, trafiği birbirine kattı: Faciadan dönüldü!
- 09:27Bursa'da alkollü sürücünün neden olduğu kaza, araçları hurdaya döndürdü
- 09:17Küresel Piyasalar Barış Umuduyla Coştu: Borsalar Rekorlara Yaklaşıyor
- 09:07Ticaret Bakanlığı'ndan reklam denetimi: 117 firmaya milyonluk ceza kesildi





