• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
GÜNDEM
Yayınlanma : 13 Ağustos 2026 15:56

Reflü: Ses kısıklığı ve göğüs ağrısının nedeni olabilir

Reflü: Ses kısıklığı ve göğüs ağrısının nedeni olabilir
Reflü hastalığı, mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla oluşan ve ses kısıklığı, göğüs ağrısı gibi belirtilere yol açabilen bir durumdur. Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı durumlarda, ameliyatsız endoskopik yö

REFLÜ HASTALIĞI VE BELİRTİLERİ

Gastroözofageal reflü hastalığı, mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla ortaya çıkan ve toplumda sıkça görülen bir rahatsızlıktır. Bu durum, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyerek göğüs ağrısı, kronik öksürük, ses kısıklığı ve yutma güçlüğü gibi çeşitli belirtilere yol açabilir. Genellikle doktor kontrolünde uygulanan yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilen reflü, ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda ameliyatsız endoskopik yöntemlerle de başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Memorial Bahçelievler Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Salih Boğa, reflü hastalığının nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.

REFLÜ ŞİKAYETLERİ VE ETKİLERİ

Reflüyü basit bir mide rahatsızlığı olarak görmemek gerektiğini belirten Prof. Dr. Boğa, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla oluşan bu durumun, normalde alt özofagus sfinkteri adı verilen kas yapısının zayıflaması veya gevşemesiyle meydana geldiğini açıkladı. Bu gevşeme sonucu mide asidi yemek borusuna ulaşarak tahrişe neden olur. Uzun süreli reflü, yemek borusunda hasara ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe yol açabilir. Reflü şikayetleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. En sık görülen mide yanması dışında, boğaz ve solunum yollarını etkileyen belirtiler de ortaya çıkabilir. Tekrarlayan ve günlük yaşamı etkileyen sürekli mide yanması, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, kronik öksürük, hırıltı, ağızda acı veya ekşi tat, yemek sonrası veya yatarken ortaya çıkan ve kalp ağrısıyla karışabilen göğüs ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi bulgular reflü açısından dikkate alınması gereken önemli sinyallerdir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ VE ENDOSKOPİK UYGULAMALAR

Reflü tedavisinde ilk adımın yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Boğa, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, yatış pozisyonunun düzenlenmesi, kilo kontrolü ve asit artıran gıdalardan kaçınmanın şikayetleri önemli ölçüde azaltabileceğini belirtti. Birçok hastada bu önlemler ve ilaç tedavisi ile hastalığın kontrol altına alınabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda ilaç tedavisine rağmen şikayetlerin devam edebildiğini dile getiren Prof. Dr. Boğa, bu durumlarda günümüzde cerrahiye alternatif olarak sunulan gelişmiş endoskopik tedavi yöntemlerinin bulunduğunu söyledi. Özellikle ameliyatsız reflü tedavisi olarak bilinen Endoskopik Fundoplikasyon'un, son yıllarda dikkat çeken modern bir seçenek haline geldiğini belirtti. Bu yöntemle mide girişinde yeni bir kapak mekanizması oluşturularak mide asidinin yemek borusuna kaçışı engelleniyor. En yaygın uygulaması TIF (Transoral Incisionless Fundoplikasyon) tekniği olan bu yöntem, mide ile yemek borusu arasında daha güçlü bir bariyer oluşturarak reflüyü uzun vadede kontrol altına almayı amaçlıyor. Cerrahi kesi gerektirmeyen bu minimal invaziv işlem, anestezi altında gerçekleştiriliyor ve hastalar genellikle kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor. İyileşme sürecinin konforlu olması ve hastanede kalış süresinin kısa olması önemli avantajlar arasında yer alıyor. Doğru tanı ve kişiye uygun tedavi yaklaşımıyla reflü hastalığının kontrol altına alınabildiği ve yaşam kalitesinin artırılabildiği vurgulandı.