SİYASET
Yayınlanma : 10 Ekim 2025 00:52
Düzenleme : 10 Ekim 2025 11:30

MHP'den uluslararası anlaşmalara tam destek: İsmail Özdemir TBMM'de konuştu

MHP'den uluslararası anlaşmalara tam destek: İsmail Özdemir TBMM'de konuştu
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir, TBMM'de uluslararası anlaşmalarla ilgili yaptığı konuşmada, küresel ekonomik sorunlara dikkat çekerek MHP'nin anlaşmalara olumlu oy vereceğini belirtti. Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme stratejisine vurgu yaptı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) uluslararası anlaşmalarla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

teknik yapı

KÜRESEL EKONOMİK SORUNLAR VE MHP'NİN YAKLAŞIMI

Özdemir, Kovid-19 salgını sonrası yaşanan kapanmaların sosyal politikalara ağırlık verilmesine neden olduğunu, tedarik zincirlerindeki aksamalar ve küresel ekonomideki sorunların derinleştiğini belirtti. 2020'de dünya ekonomisinin yüzde 3,3 daraldığını, küresel ticaret hacminin 5,6 trilyon dolar azaldığını ve 430 milyon kişinin işini kaybettiğini ifade etti. Gıda enflasyonunun yüzde 25'in üzerinde seyrettiğini ve devam eden ekonomi savaşları ile gümrük tarifelerinin ekonomik sorunları geri döndürülemez bir noktaya sürüklediğini vurguladı. ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarının 550 milyar dolarlık ticarete uygulanan gümrük vergilerine yol açtığını ve bunun küresel arz zincirlerini etkileyerek üretim maliyetlerini artırdığını söyledi. Sıkı para politikası ve yüksek faiz uygulamalarının merkez bankaları için bir çözüm olarak görüldüğünü, Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre 65'ten fazla ülkenin politika faiz oranlarını ortalama yüzde 400 artırdığını aktardı. ABD Merkez Bankası'nın 2022'de 11 kez faiz artırımı yaparak oranı yüzde 0,25'ten yüzde 5,5'e çıkardığını, bunun da küresel ölçekte yatırım iştahını azalttığını ve gelişmekte olan ülkelerde sermaye akımlarının daralmasına neden olduğunu kaydetti.

TEKNOLOJİ REKABETİ VE GÜVENLİK RİSKLERİ

Özdemir, günümüzde aktif veya donmuş statüde yaklaşık 60 silahlı çatışma alanının bulunduğunu ve bu çatışmalardan etkilenen insan sayısının 250 milyonu aştığını dile getirdi. Sadece 10 ülkenin yüksek teknoloji ürünlerinin toplam üretiminin yüzde 85'ini elinde bulundurduğunu, nadir elementlerde Çin'in yüzde 63'lük, ABD'nin yüzde 12'lik, Rusya'nın ise yüzde 8'lik paya sahip olduğunu belirtti. Bu durumun enerji ve teknoloji alanındaki bağımlılık risklerini artırdığını vurguladı. Ukrayna-Rusya savaşının enerji fiyatlarını 2022'de yüzde 40 artırdığını, doğalgaz fiyatlarının Avrupa'da 7 katına çıktığını söyledi. Ortadoğu'daki istikrarsızlığın petrol arzını tehdit ettiğini, Afrika kıtasındaki siyasi belirsizliklerin ise gıda güvenliğini riske attığını ifade etti. Dünyanın tek kutuplu düzeninden çok kutuplu bir yapıya doğru evrildiğini, bunun bölgesel ve ittifaklara dayalı yeni güvenlik mimarisi arayışlarını hızlandırdığını belirtti. BRICS ülkelerinin 2024 itibarıyla küresel Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 31'ini oluşturmasının bu yönelimin en açık göstergesi olduğunu, aynı dönemde G7 ülkelerinin payının ise yüzde 29'a gerilediğini aktardı. Küresel rezerv, ödeme sistemleri ve ticaret ağının da tek elden çıkarak yerel düzeye doğru yayılmaya başladığını, doların hâkimiyetinin azaldığını ve ülkelerin altın rezervlerini artırma girişimlerinin arttığını söyledi. 2024 yılı itibarıyla merkez bankalarının toplam altın rezervinin 36 bin tonun üzerine çıktığını, bunun 1970'lerden bu yana görülen en yüksek seviye olduğunu kaydetti.

TÜRKİYE'NİN TİCARET POTANSİYELİ VE İHRACAT ODAKLI BÜYÜME

Özdemir, uluslararası anlaşmaların tamamına MHP olarak olumlu yönde oy vereceklerini yineleyerek, Türkiye'nin makul ve muteber ikili ticaret hacmini geliştirme stratejisini kararlı bir şekilde sürdürmesi gerektiğini vurguladı. Böylece ticaret potansiyelini geliştirirken, sanayi üretimini de artırarak küresel rekabette güçlü bir pozisyon alma hedefinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebileceğini belirtti. Türkiye'nin 2024 yılı toplam ihracatının 257,6 milyar dolar, ithalatının ise 361,8 milyar dolar olarak gerçekleştiğini açıkladı. İhracatın yüzde 57'sinin Avrupa ülkelerine, yüzde 19'unun Asya'ya, yüzde 10'unun Afrika'ya, yüzde 8'inin ise Amerika kıtasına yapıldığını söyledi. Sanayi üretim endeksinin yıl genelinde yüzde 3,2 artış gösterdiğini aktardı. Tercihli ticaret anlaşmaları, serbest ticaret anlaşmaları, ortak pazar ve ekonomik birliklere dayalı milli gayretlerin, stratejik ortaklar ve Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere diğer ülkelerle yürütülen ilişkilerin ileri seviyeye taşınması adına Türkiye'nin potansiyelini artırmasını hedefleyen çabalar olduğunu belirtti. Türk Devletleri Teşkilatı ülkeleriyle toplam ticaret hacminin 15 milyar doları aştığını ve 2030'a kadar bu rakamın 50 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğünü kaydetti. Türkiye'nin bu yapının lokomotif gücü olarak ekonomik, teknolojik ve lojistik açıdan lider konumda olduğunu ifade etti. İhracat odaklı büyüme politikasının gereği olarak mevcut ticaret anlaşmalarının kapsam ve hacminin genişlemesinin ana strateji olması gerektiğini vurguladı. Hükümetin sürdürdüğü politikalarda bu anlayışın başarılı bir şekilde yürütüldüğünü görmenin son derece müspet bir gelişme olduğunu ve memnuniyet verici olduğunu söyledi. 2024 yılında Türkiye'nin 8 ülke ile ticaret ve yatırım anlaşması imzaladığını, 20 ülke ile de müzakere sürecini başlattığını belirtti. Koronavirüs salgını sonrasında toparlanma eğilimi göstermesiyle beraber 2021 yılından bu yana Türkiye'nin toplam 17 çeyrektir kesintisiz bir şekilde büyümeye devam etmesinin, sadece ekonomik olarak değil, dış politika anlamında da başarılı çalışmaların sürdürüldüğünü gösterdiğini aktardı. Ekonominin 2024 yılında yüzde 4,2 oranında büyüme kaydettiğini, kişi başına düşen milli gelirin 13 bin 600 dolara ulaştığını ve mevcut durumda 15 bin dolar seviyesinin aşıldığını kaydetti. Mevcut bölgesel ve küresel risklere karşı fırsatları değerlendirmeyi başaran Türk ekonomisi için ihracatın önem ve katkısının yadsınamaz bir gerçeklik olduğunu, potansiyeli geliştirmeye odaklanan politikaların sürdürülmesinin yerinde olacağını söyledi. 2024 yılında ihracatın yüzde 42'sinin yüksek katma değerli ürünlerden oluştuğunu, teknoloji yoğunluklu sektörlerdeki payın her geçen yıl arttığını belirtti. Bu durumun Türkiye'nin 'üreten ekonomi' kimliğini güçlendirdiğini, rekabetçi yapıyı pekiştirdiğini ve cari açığın azaltılmasına katkı sunduğunu ifade etti. Ülkelerin ikili ticaret girişimlerinde diğer ülkelerle sürdürdüğü anlaşmaların kapsamının genişlemesinin yanında, rekabetçi koşulların Türkiye lehine daha da beslenmesini sağlayacak gayretlerin devam ettirilmesini temenni ettiğini sözlerine ekledi.