1960’ların sonlarında, modern yaşamdan duyulan hayal kırıklığı nedeniyle yaklaşık bir milyon Amerikalı, şehir hayatını geride bırakarak alternatif yaşam arayışına girdi.
Toprağa dönüş hareketinin etkileri
“Toprağa Dönüş” hareketi, özellikle Kuzey Kaliforniya’da ucuz araziler üzerinde komünlerin kurulmasını sağladı. Bu topluluklar, geri dönüştürülmüş malzemelerle evler inşa ediyor, kendi yiyeceklerini yetiştiriyor ve alternatif enerji kaynaklarından yararlanıyordu. Günümüzde sürdürülebilirlik tartışmalarında bu hareketin etkisi hala hissedilmektedir. Kramer ve Schmelling, Kuzey Kaliforniya’da ayakta kalan yapıların izini sürmek amacıyla yola çıktı. Bu iki yazar, yarım yüzyıl sonra bu toplulukların hikâyelerini derleyerek, yaşamlarını sürdüren insanlarla yapılan röportajlara yer verdi. Bu süreçte, evlerin ve yaşam biçimlerinin zamanla nasıl evrildiğini gözler önüne serdiler.
Yaşlanmanın getirdiği zorluklar
Şu an 70’li ve 80’li yaşlarında olan topluluk üyeleri, geçmişteki kuşak değişimleri, hükümetle yaşanan anlaşmazlıklar ve orman yangınları gibi zorluklarla karşılaştı. Birçok kişi, yaşlanmanın getirdiği zorlukları ve sürdürülebilir yaşamın giderek daha da zorlaştığını dile getiriyor. Projedeki birçok kişi, yaşam biçimlerinin değiştiğini ve tüketim karşıtı tutumlarının zamanla zayıfladığını belirtiyor. Kramer, projede karşılaştıkları insanların kararlılığının ve güçlü hissetmelerinin önemine vurgu yaparak, “Hâlâ çok kararlılar. Kendilerini çok güçlü hissediyorlar” dedi. İkili, aynı zamanda bu toplulukların geçmişten günümüze taşıdığı mirasın sadece mimariyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kendi kendine yeterlilik ve yenilikçi yaşam biçimlerinin de önemli bir parçası olduğunu vurguladı.









