• ceylan hafriyat
DÜNYA
Yayınlanma : 10 Ekim 2026 01:02

Jonathan adlı kaplumbağa 194 yaşında

Jonathan adlı kaplumbağa 194 yaşında
194 yaşındaki Jonathan adlı dev kaplumbağa, olağanüstü uzun ömrünün sırlarını çözmek için inceleniyor. Genetik analizler, DNA onarımı ve mitokondriyal genlerdeki düzenin uzun ömre katkıda bulunabileceğini gösteriyor.

Dünyanın en yaşlı kara hayvanı olarak bilinen Jonathan adlı dev kaplumbağa, 194. yaş gününü kutlayarak bilim dünyasının ilgisini çekti. Güney Atlantik Okyanusu'ndaki St. Helena Adası'nda yaşamını sürdüren Jonathan'ın olağanüstü uzun ömrünün sırlarını çözmek için yapılan genetik incelemeler, DNA onarımı ve hücresel yaşlanma gibi konularda önemli bulgular ortaya koydu.

Olağanüstü Yaşam Süresiyle Dikkat Çekiyor

Dev kaplumbağaların ortalama 90 yıl yaşadığı göz önüne alındığında, Jonathan'ın 194 yaşına ulaşması dikkat çekici bir durum. Yıllardır adada yaşayan Jonathan, yaşlanma araştırmaları için önemli bir örnek teşkil ediyor. Bilim insanları, bu uzun ömrün genetik kökenlerini anlamak için kapsamlı bir çalışma başlattı.

Genetik Yapıdaki Farklılıklar Mercek Altında

Jonathan'ın genetik yapısını inceleyen araştırmacılar, diğer dev kaplumbağaların genomlarıyla karşılaştırmalar yaptı. Bu incelemeler sonucunda, yaşlanma süreçleriyle ilişkili olduğu düşünülen 287 farklı gen varyantı tespit edildi. DNA onarımında rol alan genler ve kromozom uçlarındaki telomerlerin işleviyle ilgili genlerin bu varyantlar arasında yer alması, hücrelerin uzun süre sağlıklı kalmasına katkıda bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdi.

Mitokondriyal Genlerdeki Düzen Önemli Bir Faktör Olabilir

Araştırmada, hücrelerin enerji üretim merkezleri olan mitokondrilerin işlevleriyle bağlantılı genler de incelendi. Jonathan'ın DNA'sında, diğer yaşlı kaplumbağalara kıyasla daha düzenli epigenetik değişiklikler gözlemlendi. Bilim insanları, mitokondriyal genlerdeki bu düzenin veya mitokondrilerin sağlıklı kalmasının, kaplumbağanın uzun ömrünün nedenlerinden biri olabileceğini düşünüyor. Ancak, bu bulguların kesin bir kanıt niteliği taşıması için daha fazla ve kapsamlı araştırmaların yapılması gerektiği vurgulanıyor.