İzlanda, Down sendromlu çocuk doğum oranının dünya genelinde en düşük olduğu ülkelerden biri olarak tıp ve etik çevrelerinde dikkat çekiyor. Ülkede her yıl ortalama sadece iki veya üç bebek Down sendromu ile dünyaya geliyor. Bu durumun temel nedeni, 2003'ten beri uygulanan yaygın doğum öncesi tarama testleri ve bu testlerde teşhis konulan gebeliklerin neredeyse tamamının sonlandırılması olarak açıklanıyor.
Tarama testleri ve gebelik sonlandırma oranları
Sağlık sistemi, hamile kadınların yaklaşık yüzde 85'ine Trizomi 21 riski taşıyan tarama testleri sunuyor. Bu testlerde risk tespit edildiğinde, gebeliğin sonlandırılma oranı yüzde 100'e yaklaşıyor. Uzmanlar, karar süreçlerinin mali durum, aile yapısı ve toplumsal önyargılar gibi çeşitli faktörlerden etkilendiğini belirtiyor. Bu durum, bireysel üreme özerkliği ile toplumsal bir "öjenik seçim" (ırk ıslahı benzeri ayıklama) arasında bir tartışma yaratıyor.
Etik tartışmalar ve engelli hakları
Bazı etik uzmanları, devlet politikası olmasa da bu kararların tekrarlanmasının "belirli yaşamların daha az arzu edilir olduğu" algısını güçlendirdiğini savunuyor. İzlanda'da görülen bu tablo, Danimarka gibi diğer İskandinav ülkelerinde de benzer oranlarla gözlemleniyor ve engelli hakları savunucularının tepkisini çekiyor. Ailelerin teşhis sürecinde gebeliği sonlandırma yönünde baskı gördüğünü ve yalnızca tıbbi riskler hakkında bilgilendirildiğini ifade eden uzmanlar, günümüzdeki tıbbi imkanlar, erken eğitim ve kapsayıcı sosyal politikalarla Down sendromlu bireylerin 60 yıla varan yaşam beklentisiyle bağımsız bir yaşam sürebildiğini vurguluyor.









