İran makamları, Hürmüz Boğazı girişinde ABD Donanması'na ait bir insansız su altı aracını (İSAA) ele geçirdiğini duyurdu. Devlet medyasında yayımlanan görüntülerde, büyük ölçüde hasarsız olduğu anlaşılan aracın sudan çıkarılma anları yer aldı.

Teknik özellikler mercek altında
Yaklaşık bir buçuk yıl önce ABD Donanması envanterine giren ve bilinen ilk kullanımı olan bu insansız aracın ele geçirilmesi dikkat çekti. Aracın bütün halinde ele geçirilmesi, İran'ın cihazın teknik aksamını inceleyebilmesi anlamına geliyor. Üretici firma Anduril, bölgede görev yapan bir Dive-LD aracının kaybolduğunu doğrulayarak, aracın tehlikeli ortamlarda çalışmak üzere tasarlandığını ve kaybolmasının beklenen bir olasılık olduğunu belirtti. Sözcü, aracın savaşçıları su altı görevlerinin en tehlikeli kısımlarından uzak tutmayı amaçladığını ve CENTCOM operasyonlarında binlerce saat görev yaparak önemli bir değer sağladığını ekledi.

Geniş yeteneklere sahip bir platform
Büyük sınıf insansız su altı aracı olarak tanımlanan Dive-LD, yaklaşık 5,8 metre uzunluğa, 1,2 metre çapa ve 3 ton ağırlığa sahip. 3D yazıcıyla üretilmiş dış gövdesiyle yaklaşık 6 bin metre derinliğe inebilen araç, yapılandırmasına göre 10 gün boyunca yüksek otonomiyle denizde kalabiliyor. Mayın döşeme ve temizleme, istihbarat, gözetleme ve keşif gibi çeşitli askeri görevler için modüler bir tasarıma sahip olan aracın, ABD tarafından İran'ın Hürmüz Boğazı'na döşediği mayınları etkisiz hale getirmek için kullanıldığı The Financial Times'ta yer almıştı. ABD'li bir yetkili ise, aracın arızalandığını, hassas veri toplamadığını ve gizli sonar veya radar ekipmanı taşımadığını belirtti. Ancak, modern bir insansız aracın neredeyse eksiksiz ele geçirilmesi, İran'ın geçmişte RQ-170 İHA ve Saildrone araçlarını ele geçirdikten sonra tersine mühendislikle teknolojileri envanterine katmasıyla bilinen bir durum. Tahran yönetiminin bu platformu incelemek veya Rusya ve Çin gibi müttefikleriyle paylaşmak isteyebileceği değerlendiriliyor. Olayın, ABD'nin askeri ve ekonomik baskılarına karşı bir propaganda unsuru olarak da kullanıldığı düşünülüyor.








