DÜNYA
Yayınlanma : 17 Eylül 2025 17:57

İİT'te tarihi gündem: İslam NATO'su tartışılıyor

İİT'te tarihi gündem: İslam NATO'su tartışılıyor
İsrail'in Doha'daki saldırısının ardından Katar'da toplanan İİT'te, İran ve Mısır öncülüğünde NATO tarzı bir ortak savunma paktı, yani 'İslam NATO'su' tartışılıyor. Bu durum, Orta Doğu'daki güç dengelerini ve ABD'nin bölgedeki rolünü köklü bir şekilde de

İsrail'in Doha'da Hamas müzakerecilerine yönelik saldırısının ardından Katar'da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Orta Doğu'da dengeleri değiştirecek bir gündemle karşı karşıya.

teknik yapı

ORTAK SAVUNMA PAKTI MASADA

Zirvede, İran ve Mısır öncülüğünde NATO tarzı bir ortak savunma paktı tartışılıyor. ABD merkezli Newsweek dergisinin analizine göre, bu durum, yıllardır konuşulan ancak hayata geçirilemeyen 'ortak İslam ordusu' fikrinin en ciddi girişimi olarak değerlendiriliyor. İran ve Mısır Dışişleri Bakanlıkları doğrudan açıklama yapmaktan kaçınıyor, ancak kulislerde kararlılığın güçlü olduğu belirtiliyor.

İSRAİL'İN SALDIRILARI BİRLEŞMEYE İTİ

Son aylarda İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, Gazze bombardımanları ve Doha'daki suikast girişimi, Müslüman liderleri daha sert adımlar atmaya yöneltti. Yetkililer, harekete geçilmezse Orta Doğu ülkelerinin yeni İsrail saldırılarına açık hedef olacağını vurguluyor. Katar'daki zirve, 'birlik çağrısının gerçek askeri işbirliğine dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek dönüm noktası' olarak tanımlanıyor.

İRAN VE PAKİSTAN'DAN ÖNERİLER

Mısır, Arap dünyasının en büyük ordusuna sahip ülke olarak Kahire merkezli bir ortak askeri komutanlık önerdi. İran ise 'İslam NATO'su' için güçlü bir sinyal vererek kapsamlı bir savunma paktı çağrısı yaptı. İran Devrim Muhafızları'nın eski komutanı Mohsen Rezaei, Suudi Arabistan, Türkiye ve Irak'ın bir sonraki hedef olabileceğini belirterek askeri bir koalisyon kurulması gerektiğini söyledi. Nükleer güce sahip Pakistan ise 'ortak görev gücü' kurulmasını ve İsrail'e karşı koordineli caydırıcı önlemler alınmasını önerdi. Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İsrail'in saldırısını arabuluculuk ilkesine yapılmış bir saldırı olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu İsrail'i dizginleyememekle suçladı.