• satrroıad dörüm
  • ceylan hafriyat
EKONOMİ
Yayınlanma : 02 Eylül 2026 09:15

G20 zirvesinde Çin engeliyle bildiri krizi

G20 zirvesinde Çin engeliyle bildiri krizi
G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı, Çin'in enerji ticareti, jeopolitik çatışmalar ve borç yapılandırma gibi konulardaki itirazları nedeniyle ortak bildiri yayımlanamadan sona erdi. 19 ülke uzlaşırken, Çin'in şerhi

ABD ev sahipliğinde düzenlenen G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı, Çin'in bazı maddelere şerh düşmesi nedeniyle ortak bildiri yayımlanamadan sona erdi. North Carolina eyaletinin Asheville kentinde 31 Ağustos-1 Eylül tarihleri arasında yapılan toplantıda, küresel büyüme, borç ve dengesizlikler gibi konular ele alındı.

Bildiri üzerinde uzlaşma sağlanamadı

Toplantı sonunda ABD tarafından yayımlanan başkanlık açıklamasında, küresel ekonominin çatışmalara rağmen dirençli kaldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca bürokrasinin azaltılması, yapay zeka yatırımlarının desteklenmesi ve kritik tedarik zincirlerinin korunması gerektiği vurgulandı. Küresel dengesizliklerin ekonomik istikrarı tehdit ettiği uyarısı yapılırken, ihracata aşırı bağımlı ülkelerin iç tüketimi artıracak reformlar yapması çağrısında bulunuldu. Gelişmekte olan ülkelerin borç yükünün hafifletilmesi için G20 Ortak Çerçevesi'nin daha hızlı ve şeffaf uygulanması gerektiği de ifade edildi.

Çin'in itirazları krizi tetikledi

Çin, enerji ticareti ve jeopolitik çatışmalara değinen 4. madde, küresel dengesizlikler konusunda piyasa dışı politikaların kaldırılmasını öngören 10. madde, bu dengesizlikler üzerindeki IMF denetimini savunan 11. madde ve borç yapılandırma süreçlerini ele alan 13. maddeye itiraz ederek bildiriye şerh düştü. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tam bir fikir birliğinin sağlanamadığını belirterek, bildirinin 19 üye için önemli olan konuları yansıttığını ancak "dünyanın en büyük ve sürdürülemez cari fazlasına sahip ülkesi olan" Çin'in muhalif olduğunu kaydetti. IMF Başkanı Kristalina Georgieva da ülkeler arasında ekonomik görünüm ve riskler açısından önemli farklılıklar bulunduğunu belirterek, borç yapılandırma süreçlerinin iyileştirilmesi ve mali dayanıklılığın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.