• satrıda dörüm bayram
DÜNYA
Yayınlanma : 04 Haziran 2026 08:09

Finlandiya, 100 bin yıllık nükleer atık deposunu tamamlıyor

Finlandiya, 100 bin yıllık nükleer atık deposunu tamamlıyor
Finlandiya, 100 bin yıl süreli nükleer atık depolama projesini tamamlamak üzere. Onkalo tesisi, bu yılsonunda ya da 2025'te faaliyete geçecek.

Finlandiya, insanlık tarihinin en iddialı projelerinden birine imza atmaya hazırlanıyor. Ülkenin radyasyon ve nükleer güvenlik otoritesi STUK'un bu ay içinde son onayını vermesi beklenen Onkalo tesisi, yerin tam 433 metre derinliğinde inşa edilen devasa bir nükleer atık deposu olarak dikkat çekiyor.

sempati mobilya

GELECEĞE YATIRIM: 100 BİN YIL BOYUNCA GÜVENLİK

Nükleer operatör TVO'nun CEO'su Philippe Bordarier, 1.9 milyar yıllık stabil ana kayanın içine oyulan bu eşsiz yapının, bu yıl sonunda ya da en geç 2025'in başında faaliyete geçeceğini duyurdu. Finlandiya, nükleer atıklarını yer altında kalıcı olarak depolayan ilk ülke unvanını kazanacak. 2004 yılında nükleer atık yönetim şirketi Posiva tarafından başlatılan ve yaklaşık 1 milyar euroya mal olan bu tesis, Finlandiya'daki beş nükleer reaktörden çıkan toplam 6 bin 500 ton uranyumun güvenle saklanacağı bir alan olacak.

GÜVENLİK VE İZOLASYON: BETON TIKAÇLAR

Depolama süreci tamamlandığında, yani yaklaşık 100 yıl boyunca aktif kullanıldıktan sonra, nükleer atıkların bulunduğu tüneller tamamen mühürlenecek. Uzmanlar, bu nükleer yakıtın radyoaktivite seviyesinin ham uranyum cevheri düzeyine düşmesi için gereken sürenin en az 100 bin yıl olduğunu vurguluyor. Yapının güvenliği, korozyona dayanıklı bakır kapsüllere yerleştirilen atıkların bentonit kiliyle sızdırmaz hale getirilerek derin deliklere indirilmesi ile sağlanacak. Her biri 300 metre uzunluğundaki bertaraf tünelleri dolduğunda, çelik takviyeli devasa beton tıkaçlarla kapatılarak dış dünyadan tamamen izole edilecek. STUK uzmanları, projenin karşı karşıya kaldığı en büyük uzun vadeli riskler arasında bakır kapsüllerdeki korozyon ve olası buzul çağlarındaki şiddetli depremlerin olduğunu belirtse de, kapsamlı bilimsel risk değerlendirmeleri bu endişeleri gidermekte.