• ceylan hafriyat
EKONOMİ
Yayınlanma : 05 Ekim 2026 06:18

Finans merkezinden kriz merkezine dönüş

Finans merkezinden kriz merkezine dönüş
Türkiye'nin finans merkezi olma hedefi, küresel uyarılar ve SPK önlemleri sonrası kriz merkezine dönüştüğü eleştirileriyle karşılaştı. Uzmanlar, güven, istikrar ve erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekti.

Uluslararası endeks MSCI'nın haziran ayından bu yana yaptığı şeffaflık, manipülasyon ve koordineli hareket uyarıları, eylül ayında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) aldığı sert önlemlerle daha da belirginleşti. Bu durum, Türkiye'nin finans merkezi olma hedefinin, bir kriz merkezine dönüştüğü eleştirilerine yol açtı.

Finans merkezinden kriz merkezine dönüş 1

Güven ve istikrar şart

Prof. Dr. Mehmet Şişman, bir finans merkezinin ancak güven ve istikrar ortamı üzerinden başarılı olabileceğini vurguladı. Şişman, “Bu sürecin şeffaf yürütülmesi ve regülasyonların eksiksiz uygulanması, güven ortamının tesisi için kaçınılmazdır. Aksi halde güven asla sağlanamaz” ifadelerini kullandı.

Erken uyarı mekanizması eksikliği

Prof. Dr. Oral Erdoğan ise iyi işleyen bir sermaye piyasasının, yalnızca kriz anında müdahale etmekle kalmayıp, risk birikimini henüz kriz boyutuna ulaşmadan tespit edebilen bir erken uyarı sistemine sahip olması gerektiğini belirtti. Erdoğan, “Bugünkü yaşananları sadece kısa vadeli bir piyasa hareketi olarak görmemek gerekir. Piyasa yapısı, yatırımcı davranışları, likidite riski, denetim mekanizmaları ve mülkiyet haklarına dayanan güven ilişkisi bir bütün olarak ele alınmalıdır” diye konuştu.

Fon krizi ve büyük zarar

Prof. Dr. Mehmet Şişman, fon krizinin temel nedeninin sistemdeki tıkanıklığın siyasi güç kullanılarak yolsuzluğa dönüşmesi olduğunu öne sürdü. Şişman, “Şu ana kadar 100 milyar doları aşan bir zararın söz konusu olduğu hesaplanıyor. Bu rakama mevcut sistemdeki varlıkların değer kaybı da dahil. Küçük yatırımcının tasarruflarını belirli bir takvimle 3 ay içinde geri alabilmesi durumu bir nebze yatıştırsa da, iç içe geçmiş ödeme ve tasarruf ilişkilerinin fon krizinden zarar görmesiyle sorun artarak devam edecek” şeklinde uyardı. Profesyonel yatırımcıların olağanüstü fiyat hareketlerini sorgulaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Oral Erdoğan, “Özellikle profesyonel yatırımcıların, bir şirketin değerindeki olağanüstü artışı sorgulaması; bunun üzerinde gözetim ve denetim mekanizmalarının da gerekli değerlendirmeleri yapması gerekmez mi?” sorusunu yöneltti.