Türkiye'nin yönetim sistemindeki köklü değişiklik, ekonominin can damarı olan faiz harcamalarında adeta bir patlamaya yol açtı. Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişin ardından, bütçeden faize ayrılan payda dikkat çekici bir artış yaşandığı Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın 2025 Yılı Genel Faaliyet Raporu ile ortaya konuldu. Sistemin başladığı 2018'de bütçenin sadece yüzde 8.9'u faize giderken, bu oranın 2025 sonunda yüzde 14'e, 2026'nın ilk beş ayında ise dudak uçuklatan bir şekilde yüzde 17.2'ye fırladığı raporlandı.
YOKSULLUĞU DERİNLEŞTİREN FAİZ YÜKÜ
9 Temmuz 2018'de yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, geride bıraktığı yıllarda ekonomide ciddi kırılmalara neden oldu. Özellikle faiz ve enflasyon arasındaki sarmal, halkın alım gücünü düşürerek yoksulluğu derinleştirdi. Yanlış olduğu iddia edilen Merkez Bankası faiz kararları, enflasyonu rekor seviyelere taşırken, artan faiz yükü bütçeyi kemiren devasa bir canavara dönüştü. Bu durum, sistemin başlangıcında verilen 'faizle mücadele' sözlerinin aksine, bütçenin önemli bir kaynağının faize akmasına neden oldu.
ŞEFFAF OLMAYAN KARŞILAŞTIRMALARLA GİZLENEN GERÇEK
Raporda yer alan verilere göre, 2018'de 830.8 milyar liralık bütçenin 73.9 milyar lirası faize harcanırken, bu oran 2019'da yüzde 10'a, 2025 sonunda ise yüzde 14'e ulaştı. 2026'nın ilk beş ayında ise 7 trilyon 334 milyar liralık bütçenin 1 trilyon 263 milyar lirası faize aktarıldı; bu da her 100 liralık harcamanın 17.2 lirasının faize gittiği anlamına geliyor. Ancak Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın, bu artışı gizlemek amacıyla 2002 yılındaki verilerle karşılaştırma yaparak, 2025'teki yüzde 14'lük oranın 2002'deki yüzde 43.2'ye göre daha düşük olduğunu belirtmesi, faiz yükündeki bu çarpıcı artışın nedenlerini açıklama gerekliliğini ortadan kaldırmadı ve kamuoyunda şeffaflık tartışmalarını beraberinde getirdi.







