EĞİTİM
Yayınlanma : 28 Aralık 2025 18:33

DİLKOM, dil ve konuşma terapistliğinin Türkiye'deki temelini attı

DİLKOM, dil ve konuşma terapistliğinin Türkiye'deki temelini attı
Anadolu Üniversitesi DİLKOM Müdürü Prof. Dr. Özlem Diken, merkezin Türkiye'de dil ve konuşma terapistliğinin temellerini attığını, hem uygulama hem de güçlü bir araştırma merkezi olarak 20 aylıktan 80'li yaşlara kadar geniş bir kitleye hizm

Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Bozuklukları Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (DİLKOM) Müdürü Prof. Dr. Özlem Diken, merkezin Türkiye'de dil ve konuşma terapistliği mesleğinin kuruluşundaki tarihsel rolünü ve bugünkü çok yönlü faaliyetlerini anlattı. Diken, DİLKOM'un 1999'da kurulduğunu ve mesleğin temellerinin burada atıldığını belirterek, merkezin yalnızca bir uygulama birimi değil, aynı zamanda güçlü bir araştırma merkezi olduğunu vurguladı.

teknik yapı

AKADEMİK MİRAS VE TEMEL HİZMETLER

Prof. Dr. Diken, DİLKOM'un lisansüstü programlarla ilk akademik kadroları yetiştirdiğini ve bu kadroların Türkiye'nin farklı üniversitelerinde dil ve konuşma terapistliği bölümlerinin kurulmasına öncülük ettiğini ifade etti. Merkezin en öncelikli amacının, dil ve konuşma bozukluğu olan çocuk ve yetişkinlere değerlendirme, tanı, terapi, izleme ve danışmanlık hizmetleri sunmak olduğunu söyledi.

ARAŞTIRMA VE EĞİTİMDE AKTİF ROL

Diken, DİLKOM'un aynı zamanda aktif bir araştırma merkezi olduğunu, TÜBİTAK ve BAP projelerine ev sahipliği yaptığını ve geliştirdiği değerlendirme testleri, ölçekler ve müdahale programları gibi somut çıktıları alana kazandırdığını belirtti. Eğitim sürecinde ise öğrencilere, süpervizörler eşliğinde gecikmiş konuşmadan yutma bozukluklarına kadar geniş bir yelpazede gerçek vakalarla çalışma imkânı sağlandığını aktardı.

GENİŞ KİTLEYE HİZMET VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Merkezin 20 aylıktan 80'li yaşlara kadar çok geniş bir yaş grubuna hizmet verdiğini söyleyen Diken, gecikmiş konuşma, kekemelik, disleksi, yutma bozuklukları ve inme sonrası dil kaybı gibi on farklı alanda çalıştıklarını dile getirdi. Başvuru süreçlerinde dijitalleşmeye geçtiklerini, yeni bir otomasyon sistemi ile danışanların randevu ve hazırlık süreçlerini kolaylaştırmayı hedeflediklerini ekledi. Ailelerin terapi sürecinin aktif bir parçası olduğunu ve toplumsal farkındalık çalışmalarına önem verdiklerini vurgulayan Diken, gelecek projelerde dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti.